Gigbi.com


     Güne minik bir gülümsemeyle başlamak, minik adımlar, minik dudaklardan dökülen ilk sözler.. Bu kelimeler, hepimize bebekleri çağrıştırıyor..

     Her anne-baba bebeğinin doğumundan büyüme anlarına kadar, her hallerini özel bir anı haline getirmek ister. Bu anları her daim hatırlamak ve baktıkça o anlara geri dönmek için en etkili yol fotoğrafları saklamak olsa gerek.. Doğum ve bebek fotoğrafçılığı bu konuda en büyük yardımcı.


Doğum Fotoğrafçısı Gigbi’de

     Bebeğiniz için doğum anından itibaren özel hatıralar oluşturmak istiyorsanız, alanında profesyonel doğum fotoğrafçısı ve bebek fotoğrafçısı arayışına bir an önce başlamalısınız. Doğum anınızı emanet edebileceğiniz fotoğrafçı seçimi, büyük bir özen gerektirir. En net ve ayrıntılı araştırma için size bir tavsiye; ‘gigbi.com’daki profesyonellere mutlaka göz atın! gigbi.com sayesinde hızlı, kolay ve anlaşılır şekilde en iyi fotoğrafçılara ulaşmanız mümkün. Siz aradığınız kategoriyi, ili ve diğer gerekli bilgileri verdikten sonra profesyonel fotoğrafçılar size ücretsiz şekilde fiyat teklifi veriyor. Onların profilini, fotoğraflarını inceleyerek, birçok tercih arasından en beğendiğiniz, size en uygun fotoğrafçıyı seçebilirsiniz.  Son yıllarda herkes tarafından tercih edilen doğum fotoğrafçılığı ile sizin de bebeğinizin ilk saniyeleri, ilk anları, ilk ağlayışı kayıt altında olacak.. Peki ya sonrası?

Doğum – Bebek Fotoğrafçılığı

     Bebeğinizin büyüme anları, ilk dişi, ilk adımları mutlaka görülmeye ve hatırlanmaya değer anlardan.. Profesyonel bir bebek fotoğrafçısından yardım alarak bebeğinizin birbirinden sevimli fotoğraflarını çektirebilirsiniz. Renkli, tüylü kıyafetler içinde bebeğiniz çok sevimli görünecek! Bir fotoğrafçı arayışı içindeyseniz, gigbi.com’da kaliteli ve tecrübeli fotoğrafçıları bulmanız mümkün. Fotoğraf çekimlerini inceleyebilir ve harika fikirler edinebilirsiniz. Gigbi.com tek seferde ve az bir zamanda, size zamandan tasarruf ettirerek kolay bir şekilde en iyi bebek fotoğrafçılarını sunuyor..

Gigbi, Doğum Günü Organizasyonunda da Yanınızda


     Bebeğinizin ilk yaşı ve sonrasında arkadaşlarıyla geçireceği bebek doğum günü için de eğlenceli bir organizasyon hazırlayabilirsiniz. Gigbi.com’da bebeğinize özel doğum günü organizasyonu yapabileceğiniz kategoriler de mevcut. Palyaço, yüz boyama etkinliği, balon süsleme, animatör, sihirbaz vb. etkinlikleri kolayca planlamanız mümkün. Siz istediğiniz kategoriyi girin ve gerisini gigbi.com’a bırakın.. Size özel gelen teklifleri değerlendirme fırsatı yakalayın..






Devamını Oku »

Küçük Çocuklarda Öfke ve Saldırganlık

   
(Görsel Alıntıdır.)

     ‘Ben’ kavramının ortaya çıktığı ilk yıllarda çocuklarda negatif tutum ve davranışlara sıklıkla rastlanabilir. Çocuk, kendisi giyinmek, yemek yemek koşmak ve oynamak ister, engellendiğin de aşırı tepki, öfke, ağlama, tepinme, vurma, tekmeleme, istediği yapılmadığında eşyalara ya da kendine zarar verme gibi tepkisel saldırgan davranışlar gösterebilir. Okul öncesi dönemde büyüme ve gelişme ile birlikte bağımsızlığın artması, çocukların kendi bedenlerinin farkına varmaları özellikle erkek çocuklarının bedensel güçlerinin farkına varmaları, bunu kullanmalarına neden olur. Annesi-babası çocuk tepindiğinde onunla konuşmak, sorunu anlamak ve sakin olmak yerine, bağırıyor, çekiştiriyor hatta vuruyor ve sonunda istediğini yapmasına izin veriyorsa, çok değil iki-üç kez bunu denemişse olumsuz davranışı öğrenmiş ve saldırgan davranış pekişmiş oluyor. 

     Öfke doğuştan var olan bir duygu olarak kabul edilmektedir.  Öfke ve saldırganlık, engellenme durumunda ortaya çıkar ve engellenme sürekli hale geldiğinde - iç ihtiyaçlar karşılanmadığında, emme ihtiyacı, sevgi ihtiyacı, öğrenme ihtiyacı, oyun ihtiyacı - pekişerek bir davranış biçimine dönüşebilir. Öfke duygusu ve saldırganlığın doğuştan geldiği ve iç güdüsel olduğu kabul görmekle birlikte, çocuklara olumlu davranışlar kazandırılarak öfkeyi kontrol etmesi, saldırgan davranışı durdurması gösterilerek, anlatılarak ve rol modeli olarak öğretilebilir. 

     En ufak bir sorun karşısında bağıran, eşyaları fırlatan, kıran, vuran anne veya babaya sahip bir çocuğun örnek alacağı ve öğreneceği davranış ile sorunlar karşısında sakin, güvenli, çözüme yönelik davranan anne-babaya sahip çocuğun örnek alacağı ve öğreneceği davranış birbirinden çok farklı ve taban tabana zıt olacaktır. 

ÖNERİLER: 

    • Ev ve okul ortamında kesinlikle sözel ve fiziksel şiddetten kaçınmalıdır.
    • Çocuğun saldırgan davranışları cezalandırıldığı veya dayakla durdurulmaya çalışıldığında bu,
      saldırganlık örneği olmaktan başka bir işe yaramaz. 
    • Saldırgan davranışlar konuşulmalı, sonuçlarının neler olabileceği anlatılmalı, aynı durumla
      karşılaşsa neler hissedeceği üzerinde durulmalıdır.
    • Çocuğa duygu ve düşüncelerini anlatma olanağı ve sabrı gösterilmelidir. 
    • İki çocuk arasında oyun esnasında olabilecek tepkisel davranışlarda, taraf tutulmamalı daha iyi, olumlu ve paylaşımcı nasıl oynayacakları konusunda yardımcı olunmalıdır. 
    • Saldırgan davranış karşısında davranış durdurulmalı asla ödül niteliği taşıyan tavizler
      verilmemelidir. 

Çocuk ve Ergen Psikiyatristi
Uzm.Dr. Dilay Karaarslan Öğrenecek






Siz de Annelere, Miniklere ve Ailelere Fayda Sağlayacağını Düşündüğünüz Tecrübelerinizi Bu Sayfada Paylaşmak İsterseniz.
Yazınız ve fotoğraflarınızı Selin.Yuzbas@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.


Devamını Oku »

Affederek Özgürleşmek

İşte daha önce tanışmadığım yeni bir ‘ben’. Annelik, İçinde hayat bulmaya,tutunmaya çalışan o minik keseciği gördüğümüz andan itibaren başlar,hem tarifsiz bir mutluluk,hem endişe,hem telaş hem hormonların yavaş yavaş getirdiği kaygı hali…Her yeni güne farklı duygularla uyanırız.

     Etrafımızdan aynı hassasiyeti beklesek de aslında kimsenin bizi tam olarak anlayabileceğini düşünmeyiz.İnsan kendini tanıyamaz hale gelmez mi çoğu zaman?Bir yandan en iyi şekilde içimizdeki hayatı büyütmeye çalışır,bir yandan da iyi bir anne olmak için her şeyin en doğrusunu yapmanın peşine düşeriz.Anne olacağı fikrine alışmaya çalışırken özgürlüğünüzün kısıtlanacağını düşündüğünüz oldu mu hiç?Ya da ikinci bebeğinize hamilesiniz,zaten ilki tüm vaktinizi alıyor öyle değil mi?Nasıl olacak? Peki ya psikolojimiz buna hazır mı?Eşimiz, ailemiz, kişisel alanımız?
Bu yazıyla birlikte biraz içimize,daha derinlerimize inelim istiyorum.Sizden okumaya bir an ara verip kendi kendinize özgürlüğün tanımını yapmanızı istesem...Özgürlük…Kelimeyi telaffuz ederken bile verdiği his huzur değil mi?Peki bu huzur hissini kendimiz uzaklaştırıyoruz desem size, bana hak verir misiniz?Hayatınızda hala affedemediğiniz insanlar, durumlar, yaşanmış olaylar varsa,hatta kendinizi bile affedemediğiniz anlar kaldıysa ben haklı olabilirim.Unutmayın ki özgür,huzurlu,kendini ve hayatını seven bir anne karnı bebeğinize bunları kodluyor.Bu yazıyı okurken bebeğine kavuşmuş bir anneyseniz de hiçbir şey için geç olmadığını hatırlatayım.

Evet işe ‘affetme terapisi’ ile başlıyoruz.Size affetmek için nedenler sayacağım;ama önce kısa bir hikaye anlatmak istiyorum.

Derviş ve talebesi nehirde abdest alıyorlarmış.Bir zorba çıkagelmiş.Zorba dervişe beni karşıya sırtına alarak geçir demiş.Derviş hiç ses etmeden bunu kabul etmiş.Talebe şaşkınlıkla dervişi izlemiş.Dergaha dönerken talebe bütün yol boyunca ‘Neden o zorbayı karşıya geçirdiniz?Hayır demeliydiniz,zorbaya engel olabilir ve yardım etmesi için başkalarını çağırabilirdik’ diye söylenip durmuş.Derviş sessizliğini koruyarak dinlemiş.Dergaha geldiklerinde derviş talebesine dönerek ‘Ben onu sadece nehirden karşıya geçirdim.Sen ise yol boyunca sırtında taşıdın’demiş.
Şimdi bir kez daha düşünün affedemediğiniz şeyleri.

Gerçekten sırtınızda taşımaya değerler mi?
Affetmek için çok neden var;ancak bir kaçını buraya not edelim.

1)Sırtında taşıdığın yükten kurtulup kendini çocukların için daha verimli hale getirebilirsin.

2)Yeni bir sen ve yeni bir yol inşa etmek için affedip işe koyulmalısın.Yeni kapılar eski senle açılmayacaktır.

3)Geçmiş kaygı ve korkularımızın en büyük nedeni affedemediğimiz durumlardır.Bunu çocuklarına yansıtmak,onların da kaygı ve korkularla güvensiz bir şekilde yetişmesini istemezsin.

4)Affetmek kendimiz veya başkasının yaptığı olumsuz eylemleri haklı görmek,boşvermek,unutmak,geçiştirmek değildir.Neden ve sonuç ilişkisi kurup yola daha farkında ve özgür bir şekilde devam etmektir.Kendini anne ördek gibi düşün,yavrular senin gittiğin yolu takip ediyor unutma.

5)Affedemediğin kişi veya olayların yerinde sen de olabilirdin,belki hala daha büyüğünü bile yapabilirsin.Sen de affedilmek istemez miydin?Bağışla ve için sevgiyle dolsun.Hayatta yaşanacak çok daha güzel hisler var.
Yani sevgili anneler,affettiklerimiz mutluluk yolculuğunun başında valizimize koymamız gereken ilk şeyler.Affetmek annelik serüvenimiz boyunca fiziksel,ruhsal ve sosyal sağlığımız için gerekli.Hazmedemediğimiz şeylerin bizde yarattığı olumsuz duygular ve ağırlık sadece kendimizi kötü hissetmemize neden olmuyor,aynı zamanda bir çok hastalığa zemin hazırlıyor.Bilinen en kötü hastalıkların beslendiği nokta hazmedemeyip sırtımızda taşıdığımız şeyler.
Hadi yuvayı yapan dişi kuşlar şimdi bu yazıyı okuduktan sonra yeni kararlar alalım.Biz kadınlar yeni kararlar almaya bayılırız zaten;ama bu sefer lütfen pes etmeden uygulayalım ve bir yaşam biçimi haline getirelim.Artık bizi kimsenin üzemeyeceğine karar verelim,geçmişi silemesek de yalnızca bir hata olduğunu düşünmeye karar verelim,yapabiliyorsak kızgınlığımızı paylaşmaya ve paylaştığımızda orada bırakmaya karar verelim,sırtımızda eve götürmüyoruz artık,suçlu hissetmekten vazgeçelim,hayata devam etmek için kendimizi affetmek vazgeçilmez bir koşul,o an bunun en iyisi olacağını düşündüğüm için yapmış olmalıyım şeklinde düşünce kalıpları oturtmak faydalı olabilir,affetmek için biraz fazlaca zamana ihtiyacınız olabilir,bu zamanı kendinize tanıyın ve çok görmeyin;ancak bu süreç içinde çevrenizdekilere ve kendinize negatif enerji yaymaktan kaçının,bu noktada yüklerimden kurtulma sürecimin kilit noktasındayım şeklinde bir düşünce kalıbıyla toparlanıp kendinize gelmeniz kolaylaşacaktır.
Ve en önemlisi kendimiz ve çocuklarımız için affettiğimizi unutmayalım.Baktığımız yöne yeni bir ışık tutmuş olacağız.Yaşamdan keyif alıp,kendimize yakınlaşacağız.Bu bizleri daha verimli bir anne haline getirecek.Işık tuttuğumuz yolda evlatlarımızın da güven ve sevgiyle yürüdüğünü görmek her şeye değmez mi?
Affediyorum,iyileşiyorum…

Bitmeyen annelik serüveniniz aydın olsun.
Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere…



Esra  Tekin Coşkun
Kişisel Gelişim Uzmanı,Dil Koçu ve Tercüman



Devamını Oku »

Rota Aşısı


Rotavirusten bahsedip aşısındadır bahsetmemek olmaz. Malum sağlık bakanlığı aşı takviminde olmadığı için aileler yaptırıp yaptırmamakta kararsızlar. Verdiğim bilgiler umarım kafanızdaki soru işaretlerini giderir.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de iki çeşit rotavirüs aşısı mevcut


●Rotateq: Merck ağızdan uygulanır normal yapılış ayları 2. 4. Ve 6. Aylar ilk dozu 6. Ve 14. Hafta arası yapılmalı eğer 15. Hafta olduysa yapılmamalı çünkü 3 dozu 8. Aya kadar bitmiş olmalı


●Diğer aşılarla birlikte verilebilir

●Aşıdan sonra anne sütü vermenin sakıncası yoktur


●Bağışıklık sistemin yada sindirim sistemi sıkıntısı olanlarda çocuk doktorunuz ile karar verilmeli


●Yan etki açısından daha güvenli (özellikle barsak düğümlenmesi) ve 3 dozun sonunda koruyuculuk %90-100 arası


Diğer rotavirüs aşısı


●(Rotarix: GSK)


●Bu aşıda ağızdan uygulanıyor


●Önemli bir farkı 2 doz yapılması 2. Ve 4.aylarda yapılıyor. Bu aşı içinde 2. Doz engeç 6. Ayda yapılmalı ve dozlar arasında 1 ay olmalı.


●Bu aşı için malesef hem koruyuculuk daha az %70-80 civarı hemde çalışmalarda barsak düğümlenmesi riski daha yüksek.


İki aşıdan hangisini seçmeli?


Bu konuda tabikide tıp camiası kesin bir yönlendirme yapamıyor ama benim şahsi düşüncem eğer rota aşısı için geç kalmamışsa çocuğunuz (2-3 ay arası ) 3 doz olan rotateq hem daha güvenli hemde daha etkili. Rotarix için ise eğer 4. Ayda aşı için gelen bir çocuk varsa daha uygun olduğunu söyleyebilirim 2 dozu 6. Aya kadar tamamlayabiliriz. Sanırım aşı seçimi için bu bilgi yeterli:)


Gelelim bu aşıyı neden yaptıralım kısmına. Normalde rotavirüs ishalleri önceki yazımda yazdığım gibi kendiliğinden geçebiliyor. Fakat bazen gerek tıbbi yardım almakta gecikme gerekse hastalığı küçük aylarda geçirme nedeniyle sıkıntı olabiliyor bu yüzden Dünya Sağlık Örgütünün önerisine bakalım.


Eğer bir ülkede çocuk ölümlerinin %10 undan fazlası ishaller ise ( ülkemizin bazı bölgeleri bu ortalamanın üstünde) bu aşının yapılması faydalı.


Anneler sormadan ben söyleyeyim bağırsak düğümlenmesi Allerji gibi yan etkiler var mı? 


Evet var ama çok düşük oranda hatta söyle diyelim rotateq için rotavirüs ishali geçiren çocuklarda barsak düğümlenmesi oranı ile aşıdaki görülme oranı arasında hiç fark yok. 

Allerji için ise müdahale ile bir problem olmadan iyileşen bir durum diyebilirim. Allerji içinde en büyük risk latex Allerjisi oda şişenin kapağı latexden yapıldığı için.
Küçük bir bilgide aşı yapım sırası ile ilgili vereyim. Küçük bir çocuğa birşey içirmek çok zordur bunu en iyi biz ve anneler bilir. Aşı sırasında miniğini aşıyı tükürür yada kusar ise aşı tekrarına gerek yok etkinliği belirgin azalmıyor.


En son söylenen akılda kalırdan yola çıkarak aşı yapılmasının son tarihlerini net bir şekilde söyleyeyim


●İlk doz doğumdan sonra  6. haftadan itibaren en geç 14 hafta 6.gün de yapılabilir


●Son doz 8. ay 0.günde yapılabilir.


●Aşılar arasında en az 4 hafta ara olmalı

Sevgiler,


Çocuk Sağlığı Ve Uzmanı





Siz de Annelere, Miniklere ve Ailelere Fayda Sağlayacağını Düşündüğünüz Tecrübelerinizi Bu Sayfada Paylaşmak İsterseniz.
Yazınız ve fotoğraflarınızı Selin.Yuzbas@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.





Devamını Oku »

Rotavirüs Nedir? Nelere Dikkat Edilmelidir?



     Rotavirüs kusma ve ishal nedeni olan bir virüstür. Biz bu enfeksiyonların hepsini viral gastroenterit olarak nitelendiriyoruz.


Peki adını oldukça çok duyduğumuz rotavirüs enfeksiyonu çocuklarınıza Nasıl bulaşır?


●Enfekte kişiler ve yüzeylere dokunma sonrası ellerin yıkanmaması 


●Virüs ile enfekte gıdaların tüketilmesi ( Diğer besin zehirlenmelerinden farklı olarak bozulma şeklinde değil rota geçiren kişilerin dokunmasıyla oluyor)


Peki çocuğunuzda rotavirus enfeksiyonunun bulguları neler?


●Kusma


●Kanlı ve mukuslu olmayan su gibi ishal


●Bazen ateş


Bu bulgular korkutucu olabilir ama asıl rotavirüs ishalinin korktuğumuz kısmı çocuğunuzun kaybettiği sıvıdır. Biz bu durumu dehidratasyon olarak nitelendiriyoruz.


●İdrar miktarının azalması idrarın koyulaşması


●Çocuğunuz ağlamasına rağmen göz yaşının olmaması


●Dudaklar dil ve ağzın kuru olması


●Göz kürelerinin çökük olması


●Bıngıldağı açık olan çocuklarda bıngıldağın çökük olması. 


Dehidratasyon bulgulardır.


Her rotavirus enfeksiyonu tedavi gerektirir mi? Buna cevabım hem evet hem hayır :) aşağıda sayacağım durumlar varsa doktora gelmeniz çok ama çok önemli :)


●Yukarıdaki bulguların çocuğunuzda olması


●ishalin 3 günden uzun sürmesi


●Kanlı kusma ve kanlı ishal olması


●Gün içinde 3 öğünü alamaması yada kusması durumunda


 ●Son 12 saat içinde hiç idrar yapmamış olması yada bezinin ıslanmaması

     Rotavirüs için yapılabilecek bir test var mı?


Aslında gereken bir tanı testi yok ama kakadan bakılan antijen ile tanısı konuşabilmektedir.


Acilde kan alınması yada serum takılması gerekir mi? 


Eğer dehidratasyon bulgusu var ise tetkik yapılabilir ve serum verilebilir.


Rotavirüs için serum dışında tedavi var mı?


Bizim ORS dediğimiz sıvı ve kaybedilen elektrolitleri (kandaki tuzlar) tamamlayan bir destek sıvısı ile ağızdan tedavi seçeneği de vardır verirken yavaş yavaş kaşıkla vermeniz gerekmekte. Onun dışında beslenme önerilerine dikkat edilmeli benim önerim süt ve meyve suyundan uzak durmanız, bağırsak hücreleri hasarlandığı için belirgin karın ağrısı ve şişkinlik yapacaktır. 


     Süt ürünleri ayran yoğurt gibi ve kusması zor mideden hızlıca bağırsağa geçen yağsız krakerler ile ilk birkaç günü geçirebilirsiniz. Anne sütü alan minikler anne sütü almaya devam edebilir beslenme sıklığını arttırmanızda fayda vardır.
Ve rotavirüs ishali kesinlikle antibiyotik gerektirmez kendiliğinden geçen bir hastalıktır.
 
Peki rotavirus aşısı neresinde bu ishalin?

Bu ishali sıkıntısız geçirmeniz veya hiç geçirmemeniz için rotavirüs aşısı şart onunla ilgili Detaylı olarak bir sonraki yazımda bahsedeceğim.

Son olarak evde ishal kusması olan birileri varsa: 


  • Bol bol ellerinizi yıkayın
  • Alkollü veya antidezenfektanlı yüzey temizleyicileri kullanın
  • Bebeğinizin bezini yiyecek hazırladığınız yerlerden uzakta değiştirin
  • Bebek bezlerini ayrı bir çöp poşetine atın.

Sevgiler,


Çocuk Sağlığı Ve Uzmanı





Siz de Annelere, Miniklere ve Ailelere Fayda Sağlayacağını Düşündüğünüz Tecrübelerinizi Bu Sayfada Paylaşmak İsterseniz.
Yazınız ve fotoğraflarınızı Selin.Yuzbas@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.




Devamını Oku »

Mete'nin Doğum Hikayesi ( 10.03.2016 )

İkinci kez anne olmak,  ikinci kez mucizeye şahitlik etmek... O anlarda ki duygularımı anlatmamın imkanı yok. Korku,  mutluluk, endişe tam bir duygu karmaşası ama kocaman bir Şükür sebebi. RABB'İM isteyen herkese nasip etsin. 
   Kimseyi evladıyla sınamasın...      Hayatımın en anlamlı anlarında bana eşlik eden Mucize Fotoğrafçılığa çok teşekkürler 💟 💟 💟 

  




Devamını Oku »

İğne oyası havlu kenarı oya modelleri

    

     Boş vakitlerinizi keyifle geçirmek, yeni hobiler edinmek veya var olan el işi becerilerinizi geliştirmek için aradığınız adres El İşi Hobiler sitesi. El İşi Hobiler sitesi çeşitli kategorilerde sunulan zengin çeşitlerde örgü, dantel, iğne oyası ve havlu kenarı modellerini bir arada bulmanıza yardımcı olur. En yeni iğne oyaları, dantel ve örgü modellerini uygulamak resimli anlatımlarla artık çok daha kolay olacak.

     El İşi Hobiler sitesinde bebek patikleri ve yeleklerinden, hırkalara, berelere ve takılara, havlu kenarları ve iğne oyasından kanaviçe ve kurdele nakışına her türlü el işi modelinin en güzel çeşitlerini bulmak mümkün. El işi becerinize göre kolay veya daha zor modeller seçebilir, çoğunu başka hiçbir yerde bulamayacağınız modellere erişebilirsiniz. 

     Ayrıca anlatımlı modelleri takip ederek, oya modelleri, dantel ve örgü yapım tekniklerini de öğrenebilirsiniz. El İşi Hobiler sitesinde bunların yanısıra ilginç geri dönüşüm, kendin yap (DIY) ve dekorasyon fikirleri de bulabilir, evinizde bulunan eski kot pantolon ve yumurta kartonu gibi malzemeleri değerlendirerek yeniden kullanılmalarını sağlayabilirsiniz. Kullanımı kolay olan El İşi Hobiler sitesinde kategoriler arasında hızlıca gezinebilir, pek çok model ve oya örnekleri arasından seçiminizi kolaylıkla yapabilirsiniz.

     El İşi Hobiler sitesinde bulacağınız modeller çok beğeni alacak, en şık ve zarif modellerdir. Sitemizden seçip beğendiğiniz modelleri işleyerek ister vitrininizde, salonunuzda, banyonuzda, odalarınızda sergileyin, ister sevdiklerinize armağan edin. Çeşit çeşit model arasından gözünüze hitap eden bir model bulmak zor olmayacaktır. Sitemizdeki teknik ve önerileri hayal gücünüzle birleştirerek şahane işler ortaya çıkarabilirsiniz. İğne oyası, kendin yap, örgü, nakış ve dantellerden oluşan yepyeni ve eğlenceli bir dünyaya adım atmak için aradığınız adres: http://www.elisihobiler.com/danteller/igne-oyalari/ En şık elişi modellerimiz yalnızca bir tık uzağınızda.
Devamını Oku »

Doğum Çantasında Olması Gerekenler

Fotoğraf Alıntıdır.


     Doğum yaklaşırken en telaşeli hazırlıklardan biride doğum çantası. Ben 34. haftada valizimi hazırlamaya başladım 38. haftaya kadar içini doldurmaya devam ettim :) Fotoğraf çekmeyi de bugün çekeyim yarın çekeyim derken unutmuşum. O yüzden alıntı bir görsel kullanacağım. Benim doğumum sezaryen olduğu ve iki gün kalacağım önceden belli olduğu için çantamı iki güne göre hazırladım.


Anne İçin Gerekli Malzemeler:

  • Kolay emzirebileceğiniz pijama ve gecelik. ( İlk gün akşama kadar hemşirelerin tavsiyesi üzerine hastaneden verilen hasta kıyafetiyle durdum. Pijama ve geceliğimi de sabahlıklı takım olarak seçtim. )


  • Ped. ( Uzun olmasını öneririm.)
  • Göğüs Pedi.
  • Emzirme Sütyeni
  • Emzirme Atleti
  • Dikişsiz hamile Külodu ( Normal külotlar tam dikişlerinizin üzerine geliyor, Hamile külodunu dikişsiz tercih etme nedenim de karnıma baskı yapmamasıdır..)
  • Kalın Çorap ( Gaz sancısı çekmemek için ayaklarınızı sıcak tutmanızda fayda var.)
  • Lohusa Tacı ve Terliği.
  • Fotoğraf Makinesi
  • Rezene Çayı ve French Press. ( Rezene hem sezaryen sonrası gaz çıkarmanız için hemde süt gelmesi için işinize yaracaktır. )
  •  ** Kişisel Öneri : Bir gün önceden kuru kayısıyı kaynatın, soğuyunca el blenderından geçirin,  tanesiz isterseniz süzgeçten geçirin ama tavsiyem taneli olması, cam şişeye doldurun. Sezaryen sonrası doktorunuz/ hemşireniz istediğinizi içebileceğinizi söylediği zaman tüketebilirsiniz. Bizzat denedim ilk doğumumda inanılmaz gaz sancısı yaşamış biri olarak ikincide 2 bardak tükettim ve faydasını gördüm. Yinede abartmamakta fayda var çünkü bağırsakları harekete geçiriyor ve sezaryen sonrası yataktan hızlı kalmak pek mümkün olmuyor. 
  • Kişisel Bakım Ürünleri : Diş Fırçası, diş macunu, toka, makyaj malzemeleri, roll on, tarak, deodorant, ıslak mendil.
  • Peçete, Kağıt havlu.
  • Karton Bardak ( Bitki çayı ve Kayısı suyu için )
  • Gelenlere ikramlık çikolata ve varsa bebek şekeri, magneti, oda süsleri.
  • Şarj Aleti.
  • Hamileliğiniz boyunca yapılan tahlil sonuçlarınız.
  • Hastaneden çıkarken giyeceğiniz kıyafetiniz. Maalesef göbeğimiz hemen yok olmuyor ona göre seçim yaparsanız rahat edersiniz.

Bebek İçin Gerekli Malzemeler:

  • 3 Tane Takım. ( Ben iki tane alt üst takım, bir tane tulum tercih ettim.)
  • 3 Çift Çorap.
  • 3 Tane Şapka.
  • 3 Çift Eldiven.
  • 2 Tane İç Zıbın.
  • 2 Tane Çıtçıtlı Body.
  • Yenidoğan Islak Mendili. ( Ben Uni baby yenidoğanı tercih ettim.)
  • Pişik Önleyici Krem ( Tavsiye üzerine desitin kullandım.) 
  • 2 Penye Battaniye ( Olur ya biri yere düşer kirlenir, yedek olmasında fayda var. )
  • 1 Tane Kalın Battaniye. ( Hastaneden eve giderken bebeği üşütmemek için.)
  • Emzik ve Emzik kabı. ( Çok emzik kullanma taraftarı değilim ama lazım olabilir. )
  • Kirli Torbası
  • Bebek Bezi ( Diğer oğlumda da prima ve huggies kullanmıştım. Şimdide huggies kullandım. Yanıma ne olur ne olmaz diye 20 tane aldım.
  • 6-7 Tane Tülbent Mendil. ( Ağız Bezi )
  • Alt Açma.
  • Ana Kucağı ( Oto Koltuğu )



Tecrübeli anneler listeye eklemek istedikleriniz olursa yorum olarak yazarsanız sevinirim :))


Şimdiden Teşekkürler,


Sevgiler,


Lohusa Anne :))




Devamını Oku »

Temel İlgi Kalıplarımız

Merhabalar,

Bugün sanki karşılıklı kahvelerimizi almışız da sohbet ediyormuşuz gibi yapalım istiyorum.
Düğün sezonu kapandı gerçi ama sizden en son katıldığınız düğünü ya da her hangi bir merasimi hatırlamanızı isteyeceğim.

Evet o güne gidebildiysek, salona ve ya merasimin gerçekleştiği mekan her neresiyse oraya vardığınızda dikkatinizi çeken ilk 3 şeyin ne olduğunu merak ediyorum.
Bir yere not etme şansınız varsa lütfen not alalım bu üç şeyi.
Sevgili okur,hepimiz etrafımızı temel ilgi kalıplarımızla resmederiz.Sizlere şimdi sayacağım 5 madde üzerinden temel ilgi kalıplarınızı bulmaya çalışalım birlikte.

1) İNSAN (kim, kimler?)

2) NESNE (neler?)

3) EYLEM (ne zaman, nasıl, ne yapıyor?)

4) YER (neresi, ortam ve şartlar?)

5) BİLGİ (ilk 4 maddenin tamamı)

Soru, katıldığımız düğünde ilk ilgimizi çeken üç şeyin ne olduğuydu. Bu yazıyı okuyan ve not alan herkesle birlikte ilgi kalıplarımızı bulup,değerlendirelim.

Diyelim ki düğün yerine daha varmadan ‘Acaba kimler geliyor? Halasıyla da araları bozuktu gelinin, katılacak mı ki düğüne? Damadın İstanbul’dan arkadaşları geliyor maşallah çocuklara. Masa düzeni nasıl acaba, kimlerin yanına oturacağız ki?’ gibi konuları konuşuyorsunuz ve düğüne vardığınızda gözleriniz bu sorularını cevabını aramakla meşgul. Kim kiminle selamlaştı, kim kimi görmemezlikten geldi, yan masada oturanlar kız tarafından mı,kız tarafındansa nesi oluyor sorularının cevabını bulmadan size rahat yok.Oyun havasında göbek atarken bile kimler oyuna kalktı kimler kalkmadı diye takiptesiniz. Eee size göre düğünlerin en zevkli yanı da bu.  Öyleyse sizin ilgi kalıbınız kesinlikle ‘insan’.

Peki ya ikramlar sizi tatmin etti mi? Etmediyse neden böyle yaptılar ki. Gelinlik özel dikim mi, hazır mı? Peki ya geline yakışmış mı? Damatla uyumlu olmuş mu? Sanki ayakkabılar başa mı olsaymış… Siz altın mı takacaksınız, para mı? Peki diğerleri ne takacak? Erkenden takın takınızı da sonra oturup kim neler taktı takip etme şansınız olur. Genel bir değerlendirmeyi de eve gidince evdekilerle yapacaksınız nasılsa; çünkü sizin temel ilgi kalıbınız ‘nesneler’.

Gelinle damadın ilk dansı nasıldı? Romantik miydi? Sanki damat stresliydi baya,müzik biter bitmez yerlerine mi oturdular? Nikah orada mı kıyıldı; yoksa önceden mi kıyılmıştı.Düğün esnasında gelinin ve damadın birbirlerine ve ailelerine karşı tavırları nasıldı?Misafirleri tek tek selamladılar mı?Güler yüzlü davrandılar mı? İlgi kalıbınız ‘eylem’ olduğu için bu sorular sizin için çok önemli.Cevaplarından memnun kalıyorsanız o gece sizin için çok güzel geçti demektir.

Tutulan salon ve ya kiralanan yer hoşunuza gitmediyse ağızlarıyla kuş tutsalar sizi memnun edemezler;çünkü ortam size göre değil.İlgi kalıbınızın ‘yer’ olmasına borçlusunuz bu durumu.

Düğün bitti,bir başka ortamda aynı düğün hakkında söz açıldı ve siz ‘düğüne katılan katılmayan herkesten,takılan takılardan,giyilen kıyafetlerden tutun da insanların neler yaptığından,mekanın özellikleriyle ilgili hiçbir ayrıntıyı atlamadan sohbetinizi sürdürüyorsanız ilgi kalıbınızın ‘bilgi’ olduğundan bahsedebiliriz.

Kendi İlgi kalıplarımızı bilmek,(birden fazla olabilir) sohbet ettiğimiz kişinin de ilgi kalıbını birkaç cümlesinden anlayabilmek kişilerle birbirimizi sıkmadan ilişkilerimizi sürdürmemize yarar.

Şimdi çok iyi anlaştığımız sohbetine doyamadığımız ve bir de yıldızımızın bir türlü barışmadığı insanları düşünelim.

Sohbetine doyum olmayan dostlarımızla ilgi kalıplarımızın ortak olduğunu  göreceğiz.Bunu ilk fırsatta minik bir testle deneyimleyebilirsiniz.Mesela düğün sorusunu ilk buluşmanız da kendinizi yanında en rahat hissettiğiniz arkadaşınıza sormayı deneyin;ama test eder gibi değil.Anlatmasını isteyin sadece.Ya da en son çıktığı tatil,gittiği konser de olabilir.

Eğer eşiniz ,çocuğunuz ve ya iş arkadaşlarınız ile sık sık ortak noktada buluşmakta sıkıntı yaşıyorsanız,ve ya çoğunlukla sizi anlamadıklarını düşünüyorsanız.Bir de ilgi kalıplarını tespit etmeye çalışın ve konu her ne olursa olsun,söze onun ilgi kalıbı içinde olan şeyden başlayın.Sizi daha kolay anladığını görürseniz lütfen yorumlarda bizimle paylaşın.

Bir sonraki yazımızda konfor alanlarımızdan bahsedeceğiz.

Bir ip ucu vermem gerekirse,konfor alanı geniş insanların daha başarılı,daha mutlu olduğu görülüyor.

Mutlu haftalar.

Esra Tekin Coşkun

Kişisel Gelişim Uzmanı




Devamını Oku »

DAVRANIŞ KALIPLARIYLA FARKINDALIK

                             
     Birinde değiştirmek istediğimiz şeyler varsa ona nasıl yaklaşmalıyız?

     Merhaba sevgili anneler,anne adayları ve tüm Miniğimle Yaşam takipçileri,
‘Farkındalık’ kavramı ile son zamanlarda çokça karşılaşır olduk. 

     Çok kısa bir tanımla, farkındalık ;  Yargısız bir şekilde şimdiki ana odaklanabilmek amacıyla, dikkatinizi toplayabilmektir. (John Kabat - Zinn ) 

     Bu yazımızda niyetimiz tecrübelerimizi ve yaşadıklarımızı kazanım haline nasıl getirebiliriz bunu için farkındalık yaratmak.

     İtalyan yazar Luciano düşünce suçlusu olarak tam 17 yıl hapis cezasına çarptırılır.Onun için hücrede üretmeden,yazmadan geçen her saniye ölüm gibidir.Aylar boyunca boş duvarlarla konuşur ve bir sabah duvarda yürüyen karıncaya dikkat kesilir. Onu avcunun içine alır ve o an artık duvarlara anlatmak yerine karınca ile konuşmaya ve bildiği her şeyi ona öğretmeye karar verir.Bir de isim vermek lazımdır arkadaşına,adını da ‘Tito’ koyar. Artık dar ve karanlık dünyasını paylaştığı bir arkadaşı vardır,gece  gündüz sanattan,edebiyattan,bilimden bahseder ona ve bir gece uykuya dalacağı sırada ‘Hey Luci’ diye bir fısıltı duyar bizimki.Yerinden fırlar ve basar çığlığı.

-Aman Tanrım Tito sen konuşuyorsun!

-Eh be Luci der Tito,gece gündüz demeden anlattın durdun,öyle ya biraz da ben anlatayım sen beni dinle.

Bu durum Luci için neredeyse mahkumiyeti bile keyifli hale getirmiştir.Yıllar yılları kovalar ve yaşlı Luci’nin cezası son bulur.Sevgili dostu Titoyu da cebine koyup beraber özgürlüğe ilk adımlarını atarlar.

-Söyle bakalım dostum,özgürlüğün bu ilk gününde ne yapmak istersin? der Luci.

-Ne yapacağız Luci,gidelim bir meyhaneye kendimizden geçene dek içelim,diye cevap verir Tito
ve şehrin en ünlü mekanlarından birine girerler,iki büyük bira söylerler.

Luci özgürlüğünün bu ilk gününde bir karıncayı eğitebildiğini hatta onun konuştuğunu herkesle paylaşmak için sabırsızlanmaktadır.

-Tito,sen muhteşem bir hayvansın ve sırrımızı artık başkalarının da bile vakti geldi,der.
-Tamam der Tito,o zaman barmenden başlayalım.

-Barmen,barmen! diye seslenir Luci.

Masaya gelen barmene Tito’yu işaret ederek,

-Şunu görüyor musun?

-Neyi efendim?

-Bira içen karıncayı!

Masanın üzerine dikkat kesilir barmen,

-Afedersiniz efendim  çok özür dileriz, der

ve işaret parmağıyla Tito’yu oracıkta öldürüp,masayı hızlıca siler.

     İşte değerli okuyucu,kimimiz için yılların emeği,bir diğeri için çok değersiz bir şey olabilmektedir. Bakış açısının önemini vurgulamaya çalıştığım bu hikayenin ardından bakış açılarımızı nasıl belirliyoruz bir bakalım.

     İnsanlara,olaylara ve durumlara bakış açımızı algılarımız yönetir.

     Etrafınızda geleneklerine göreneklerine sıkı sıkıya bağlı,bunlardan taviz vermekten kaçınan insanlar mutlaka vardır.Eşiniz,anne babanız,yakın dostlarınız… Evinde ve ya iş yerinde kendi köşesi olan insanlar,hep aynı koltukta oturan ,yıllardır aynı yastığa yatan, gardolabı bir model kıyafetin farklı renkleriyle dolu olan,alışverişe çıktığında bile beğendiği modellerin eskilere benzediği,bir çift ayakkabıdan benzer iki üç tane bulunduran…

     Eğer hayatımızın büyük bölümü bu özelliklere sahip birisiyle geçiyorsa ve biz bu kişiden hayatında değişiklik yapmasını isteyeceksek ona karşı hayatına müdahale ettiğimizi hissettirecek,benlik sınırlarını zorlayıcı yaklaşımlar yerine çok küçük değişiklikler teklif ederek işe başlamalıyız.Çünkü hepimiz algılama kalıpları vardır ve bu kişinin değişiklik kalıbı ‘aynılık’.

     Diyelim ki eşinizin değişiklik kalıbı da aynılık. Elbise dolabı siyah,lacivert , gri kombinlerle dolu.Siz eşinize nar çiçeği bir pantolon hediye ederek en azından hediye olduğu için sizi kırmayacağını düşünerek aslında biraz renkli bir şeyler giymesi için teşvik etmiş olacağınızı  düşündünüz.Ama eşinizin bundan tek anladığı hayatına müdahale edildiği, zevklerinin hiçe sayıldığı olacaktır.Hatta artık onu beğenmediğiniz hissine bile kapılabilir.Peki  ne yapmalı? Bu noktada eşinize küçük adımlar atması için onun sınırlarını pek de zorlamayacak siyah üzerine nar çiçeği çizgili bir kravat hediye ederek,hem gözünün hem de elbise dolabının alışmasına fırsat vermiş olursunuz Unutmayın, sır; küçük adımlar atması için fırsat yaratmakta ;)

     Diyelim ki değişiklik kalıbının aynılık olduğu bir dostunuzla iş ortaklığı yapmak niyetindesiniz,siz işe çok inanıyorsunuz,aslında onun potansiyeli de buna uygun.İşi ona anlatmak için konuya ‘Dostum bu iş öyle bir iş ki ,hayatımız tamamen değişecek’ diye girerseniz kaybettiniz demektir.Çünkü onun için hayatının değişmesi fikri hiç de çekici değil,hatta onu ürküttü ve geri adım atmasına neden oldu.Ancak arkadaşınızın algı kalıbını farkında olursanız ona tüm alışkanlıklarını koruyup daha da güzelleştirmesini sağlayacak bir fırsat olduğundan bahsedecektiniz.Sizi can kulağıyla dinleyecekti.

     Türkiye’nin %50’den fazlasının da ‘nitelikli aynılık’ kalıbından olduğu düşünülüyor.Yani geleneklerimize bağlı,büyük değişikliklere birden adapte olmakta zorlananan; ancak teknolojik gelişmeler ve maddi artışlarla birlikte giyim kuşam, yeme içme alışkanlıkları değişmeye yatkın olan bir toplumuz. Bu kalıba örnek olarak eşimi göstermek istiyorum. Eşim geleneklerine ve alışkanlıklarına bağlı bir adam. Düğünümüz için de herkesi memnun edecek bir organizasyon yapmıştı, ben ise birazdan sözünü edeceğim ‘nitelikli farklılık’kalıbında yer aldığım için geleneklerin zevklerimin önüne geçmesini istemiyordum.

     Ben kısa bir gelinlik modeli ve begonvil çiçekleriyle süslü düğün pastası yaptırmıştım. Düğün müziklerimiz ise 90’lar pop parçalardan oluşuyordu. Her ikimiz de algı kalıplarımızın ‘nitelikli’ kısmında buluşmuş orta yolu bulmuş olduk. Ben eşimde bir değişiklik yapmak istediğimde önce onun alışkın olduğu kısımlardan bahsedip onlara ek olarak yenilikler sunuyorum. Bu şekilde yumuşak bir geçiş sağlıyoruz.

     Otobüste,alışveriş merkezlerinde, kafelerde hepimizin dönüp baktığı bonus saçlılar,pempe saçlı kadınlar ya da çiçekli pantolon giymiş bir erkek…Bir ortamda kimsenin kimsenin dikkat etmediği şeylere dikkat edip,herkesi düşünceleri ile şaşırtan kişilerle karşılaşmışızdır. Belki de biz onlardan biriyiz. Hız tutkunları,tehlikeli sporlara kendini adayan  kişiler,onları da ‘farklılık kalıbı’ içerisinde değerlendirebiliriz. Bu insanlar yeni tatlara,yeni tekliflere, yeni bir yaşama oldukça açık,her an değişime hazır kişilerdir. İnsanları şaşırtmayı ve kendilerine hayran bırakmaya bayılırlar. Onlara karşı nasıl yaklaşmamız gerektiği oldukça açık sanıyorum.

     Gelelim benim de ait olduğum ‘nitelikli farklılık’ kalıbına. Bu kişiler toplum örf ve adetlerine,aile öğüt ve kabullerine uygun davranmakla birlikte kendi dünyalarında farklı dokunuşlar yapmadan duramazlar. Arkadaş  çevreleri, her tarzdan insanlar doludur.

     Giyim kuşamlarında, aksesuarlarında, evlerin dekorunda mutlaka farklı dokunuşlara yer vardır.Canları ne kadar istemese de sevdikleri için bulunmaktan hoşlanmadıkları ortamlara sabrederler,uyumludurlar. Değiştirebilecekleri durumları değiştirmekten haz duyarken, değiştiremeyeceğini anladıkları durumları ise kabullenirler.

     Şimdi biz bunları bilince ne oluyor? Size şöyle söyleyeyim,hepimiz bir ortama girdiğimizde kendimize benzeyen ya da ortak noktada buluşabileceğimizi hissettiğimiz insanların yanına oturmayı tercih ederiz öyle değil mi? Çünkü tüm hayatımız uyum ve yakınlık sağlamakla geçer, bu dengeyi kurunca rahat ve güvende hissederiz.İhtiyacımız olan uyumu yakalayabilmek için kendimizi karşımızdaki kişinin davranış kalıbına göre ayarlamamız gerekir.
Özel hayatımızda da, iş hayatımızda da çok işe yarayacağı şüphesiz. Hemen en yakınlarımızdan başlayalım uygulamaya. 

Deneyenler yorum kısmında görüşlerini bizimle paylaşsınlar lütfen.
Bir sonraki yazımda ‘Çözüm önerileriyle birlikte eşimize ve ya çocuğumuzda kendimizi dinletmekte zorluk çekmemizin sebepleri ’üzerinde duracağım,sevgiyle ve ilgiyle kalın…

Esra Tekin Coşkun


Kişisel Gelişim Uzmanı


Devamını Oku »
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

FACEBOOK

TWITTER

INSTAGRAM

GOOGLE+ ÜYELER