Kardeş Demek...

           Bugün blogun ana temasının biraz dışında bir yazı yazacağım. Aslında tam dışına çıkmış sayılmam ama iki çocuk sahibi birinin duygularını bilemeyeceğim için, kardeşi olan ve yakında anne olacak biri olarak duygularımı paylaşacağım. Nereden mi aklıma geldi? Geçen gün bir yazı okudum ve çok hoşuma gitti oradan esinlendim ve sizlerle paylaşmak istedim :)    İşte o yazı :
            
                   Abla Olmak
Onun adına endişelenmektir çoğu zaman.
Büyük olduğunuz için bazen her şeyi ben bilirimciliktir.
Beni dinlesin, dediğimi yapsın, hatalardan uzak dursun diye düşünmektir bazen.
Hayatına müdahale edebilme hakkını kendinde görmektir.
Beraber büyüdüyseniz her şeyini bilmenin gerekliliğini düşünmektir.
küçüğünüzdür o.
Büyüdü, artık '' sanane '' diyebiliyorsa...
Bunu anlayıp, gülümsemektir abla olmak!
Yanlışlarınızı yüzünüze çarpıp, gerçeği söylediğinde kızmamaktır.
Haklı belki diye düşünmektir.
Fırsat vermektir çoğu zaman birbirinizi hırpalamanıza!
Sıra ona geldi belki de...
O da büyüdü diyebilmektir...(Alıntıdır. )

        Bu konuda herkesin ayrı bir fikri var ve herkes istediğini yapmakta hür. Kimilerine göre tek çocuk bencil olur, paylaşmayı bilmez, Kimilerine göre ikinci çocuk ilgiyi dağıtır vs. Öncelikle tabi ki ailenin gelir düzeyi, çocuğa bakıp bakamayacakları veya aklıma gelmeyen diğer nedenlerle bilinçli kararlar alınması çok güzel.  Bilinçsiz ebeveynler yüzünden sokaklardaki çocukların durumlarını görüyoruz içler acısı haldeler. Allah hepsinin yardımcısı olsun. Doğruluktan ayırmasın. 

kardeş,abla olmak, miniğimleyaşam,
Prensesim Ve Ben
       Gelelim bizim hikayemize 11 yaşına kadar tek çocuktum. Kardeşim doğmadan önce en büyük hayalim bir kardeşimin olması ve onu okula arkadaşlarımın yanına götürmekti ne komik bir hayal değil mi?  :))  Okula kardeşleri gelen arkadaşlarıma çok özenirdim. Bu yüzden kardeşim benim için geç gelen mutluluk oldu :)) İyi ki de ailemize katıldı. Bence kardeşler arasında tarifi zor çok güçlü bir bağ oluyor. En yakın örneği ise, geçen gün annemlere doğum korkumdan bahsederken Sena'nın birden gözleri birden doldu ve benim canım yanacağı için korktuğunu söyledi. Çok içten bir ifade şekliydi. O an çok şanslı bir abla olduğumun farkına bir kez daha vardım. Çevremde ki herkes doğumun tabi ki kolay olmadığını ama yinede beni güçlü yapmak için uzun uzun cümleler kuruyorlardı. Belkide kardeş olmanın başlıca duygularından biriydi karşındaki için endişelenmek. O mutlu olduğunda seninde mutlu olman, hatta bazen kendinden daha fazla onun hayatının iyi olması için dua etmek. Bu yüzden bence her çocuk kardeş sevgisini yaşamalı. Tabi birde birde abla olunca hele ki 11 yaş büyük bir abla :)) yukarıda yazıda yazanlar gibi, tüm hayatına karşıma hakkı buluyor insan. Bazen abartsam da amacım kimsenin ona zarar vermemesi, hiç üzülmemesi ve güzel şeylerin hep onunla olması...
                             Seni Çok Seviyorum kümük burunlu, çizgi dudak Sena...
Devamını Oku »

Pozitif Doğum Hikayeleri 1

       Bu aralar en çok ilgimi çeken konuların başında doğum hikayeleri geliyor. Tabi olumsuz olan hikayeleri dinlememeye özen gösteriyorum. Çünkü doğumun kolay bir olay olmadığını hepimiz kabul ediyoruz. Ama birde üstüne yaşanan terslikler benim gibi diğer hamilelerin iyice korkmasına neden oluyor. Oysaki çok büyük bir mucizeye şahitlik etmenin tadına varmalıyız. Bu yüzden kendi kalemlerinden pozitif doğum hikayesini paylaşmak isteyen okuyucularım oldukça sizlerle paylaşacağım. İlk olarak Tuğçe Annenin hikayesini  okuyacaksınız ;




Pozitif Doğum Hikayeleri, doğum, pozitif, miniğimleyaşam,
Tuğçe Anne ve Yakışıklı Oğlu Selim
Bizim hikayemizde 04.06.2011 de başladı. Artık iki kişilik bir aile olmuştuk ama gene de eksik bir parça vardı. Sonra dünyamıza bir neşe kaynağı olsun istedik ve kasım ayında öğrendik ki minik bir yürek bize doğru gelmek için yola çıkmış. Çok sevindik çok mutlu olduk ama ben nedense bir anda çok şaşkınlığa uğradım. Seni çok istiyordum ama yapabilecek miyim anneliği başarabilecek miyim korkusu kapladı biranda içimi.

Hafif mide bulantılarıyla başladık yolculuğumuza. Ama anneciğini hiç üzmedin başından sonuna kadar çok güzel bir hamilelik geçirdim tabii babacığının da katkısı büyük. Her muayeneye beraber gittik büyük bir heyecanla seni görmeye. Ultrason fotoğraflarından bile kime benzediğini çıkarmaya çalıştık, baban kendine bense kendime benzetiyordum. Derken haftalar aylar geçti ama minik paşamız yerinden gayet memnundu hiç gelmeye niyeti yoktu. 40 haftamızı doldurduk ve doktorumuzla sezeryana karar verdik. O günü asla unutamam kalbim öyle bir atıyordu ki nerdeyse yerinden çıkacaktı. Sonra akşam oldu sana kavuşacağım duygusunun mutluluğu ve huzuru kapladı içimi. Sabaha kadar otururum hiç uyuyamam herhalde diye düşünürken o güzel duyguyla mışıl mışıl uyumuşum. Baban ve anneannen ise gece nöbetini benim yerime tutmuşlar bir dakika uyumamışlar. Ertesi sabah sensiz son kez baktım odana ve hastaneye doğru yola çıktık. Tarifsiz duygular eşliğinde 9 da senle kavuşmam için beni odadan aldılar. Saat 09.36 da 3,640 kg ve 53 cm boyunda bir melek dünyaya gözlerini açtı. Seni kucağıma aldığım ilk andan beri Allah'ıma şükrediyorum seni bize nasip ettiği için. Sağlıklı, mutlu, huzurlu, uzun ömürlü ol kuzucuğum. Ve bizim seni sevdiğimiz gibi sende bizi çok sev küçük sevgilim...
Devamını Oku »

32. Haftamızda Bitti :))

               Bebeğim artık iyice büyüdü. Yaklaşık 24. haftadan beri hareketleri çok daha yoğun, hatta bazen karnımdan fırlayacağını bile düşünüyorum. Tecrübeli annelerin dediğine göre karnında hareketleri nasılsa doğunca da öyle olurmuş. Sanırım küçük adamım yerinde durmayan bir zıpır olacak :)) Tabi bazen hakkından nasıl geleceğiz diye gözüm korkuyor,  hemen ardından amannnn pısırık bir çocuk olacağına hareketli olsun diyorum. Hareketlerini hissedeceğim günleri iple çekerken sonunda o günler gelmişti. Hatta ara ara canımı acıtmaya bile başlamıştı miniğim ama aklımda '' Hareketli bebek sağlıklı bebektir. '' sözü geliyor ve içimi yine bir mutluluk kaplıyordu :) Allah'ım isteyen herkese bu duyguyu yaşatsın inşallah. 

            Gelelim yine kontrollerimize :) 11.12.2012 salı günü yine rutin kontrollerimiz için doktorumuza gitmiştik. Bu dört hafta bize çok uzun gelmişti, oğlumuzu göreceğimiz için çok mutluyduk. 28 haftalık olmuştu bebişimiz :) Ultrasonda istediğimiz gibi bir poz vermeyi bırakın yüzünü bile göstermedi miniğimiz doğum pozisyonunu almış ve bize arkasını dönmüştü ne kadar çabalasakta pozisyonunu bozmadı. Ama çok şükür sağlığı yerindeydi kalbi dakikada 134 kez atıyordu ve 1370 gr olmuştu. Normal doğum tarihi 5 mart olmasına rağmen gelişimi biraz önde gittiği için ultrasonda doğum tarihi 23 şubattan görünüyordu. Doğum vaktinin yaklaştığını duyunca heyecanım iyice artmıştı. 

             Gelelim bu ay ki kontrolümüze baya yol almıştık. 09.01.2013 çarşamba günü yine doktorumuza gittik. Bu sefer azda olsa oğlum yüzünü gösterdi bize :)) Artık 32 hafta 1 günlük olmuştu. Kalbi dakikada 140 kez atıyor, kilosu ise 2332 gr olmuştu. Bu seferde ultrasonda doğum tarihi 19.02.2013 görünüyordu. Gelişiminin gayet iyi gittiğini bir terslik olmadığını söyledi doktorumuz böylece içim rahatlamıştı. Asıl önemli konuyu konuşma zamanı gelmişti epiduralle normal doğum yapmayı istiyordum. Doktorumla bu konuda da aynı fikirde olunca içim biraz daha rahatlamıştı. Daha sonra nstye  (Nonstres Test) girmem gerektiği için doktorumuzun yanından ayrıldık. Nstye için doğumhanenin içine girmem gerekiyordu eşim kapıda bekledi. Sancı odasına gittim nstye girdim. Orada işin ciddiyetini bir kez daha anladım. Bir anda duygularımın hepsi birbirine girdi. Bende Allah nasip ederse oğlumu o bölümün devamında dünyaya getirecektim. Korkuyu, heyecanı, endişeyi, mutluluğu birlikte yaşayacaktım hatta şimdiden hafif hafif hissetmeye başlamıştım bile :S 
Nst sonucumuzda gayet iyi çıktı ve doktorumdan çalışabilir raporumu aldım. 36. haftada doğum iznine ayrılmayı planlıyorum malum doğumdan önceki 4 haftalık olan iznimi de sonraya aktarıp oğlumla biraz daha fazla vakit geçirmek istiyorum. Şimdilik bu kadar 22 ocak için randevumu aldım o zaman neler yaşayacağım birlikte göreceğiz :)

32 Hafta 1 Günlük

Devamını Oku »

Yağız'ın İlk Eşyaları Yıkandı, Ütülendi Ve Yerleştirildi :))

İşte Böyle Kuruttum Oğlumun Çamaşırlarını  :))

Eveeetttt sıra geldi bebeğimizin çamaşırlarını yıkayıp, ütüleyip, yerleştirmeye. Kimilerine göre erken ( 31 haftalık) , kimilerine göre vaktinde bir davranış ama en önemlisi aklımda duracağına şimdi dolabında yerleşmiş, bebeğim için kullanılmayı bekliyor olması :)) Uzun bir araştırma sonunda kafam iyice karışmıştı. İlk yıkamada ne kullanacağıma bir türlü karar verememiştim çünkü birinin çok memnun kaldığından bir başkası hiç memnun olmadığıyla ilgili yazılar okumuştum. İşte duyduklarım :


  • Dalan roxy
  • Hacı Şakir Granülmatik
  • Hacı şakir sabun tozu
  • Dalin sıvı bebe deterjanı
  • Dalin sabun tozu 
  • Omo baby

Bir ay deterjan almayı erteledim bir türlü cesaret edemedim miniğimin eşyalarına zarar verecek diye ama artık kaçış yoktu. Ağustosta kuzenim doğum yapmıştı. Son olarak onun fikrini almaya karar verdim oda Hacı şakir granülmatik kullanmış ve gayet memnunmuş. Bende Hacı şakir granülmatik almaya karar verdim. Bir çok kişiden aldığım tecrübeler doğrultusunda yumuşatıcı kullanmamaya karar verdim. Veee büyük gün geldi tüm cesaretimi toplayıp ilk parti çamaşırları yıkadım. Çok şükür hiç bir sorun olmadan kurudu ve ardından diğer eşyalarınıda yıkayıp astım. Tabi deterjan seçiminden sonra diğer önemli unsur nasıl yıkayacağım. Önce bende elimde yıkarım diye düşündüm fakat sonradan gözüm yemedi çünkü gün geçtikçe yorgunluk hissim artıyordu. İş çıkışı eve gelip, yemeği yiyip kaldırdıktan sonra pilim bitiyordu. O yüzden  makinenin elde yıkama programında yıkamaya karar verdim. İyiki de böyle yapmışım hiç bir sorun yaşamadım. Birde çamaşırları kurutma işlemi var tabi batıl inanç diyeceksiniz ama bebek doğmadan eşyalarını dışarı sermenin iyi olmadığını duyduğum için, çamaşırlığı misafir odamıza kurdum ve orada kuruttum. Daha sonra tüm eşyalarını ütüleyip dolaplara yerleştirdik. İnanılmaz keyifliydi o minicik tulumlar, pantolonlar,zıbınlar hele o minnacık çoraplar :)) Biran önce zamanın geçip bebeğimin doğmasını istedim. Allah'ım sağlıkla bebeğimizi kucağımıza almayı ve isteyen herkese evlat sahibi olmayı nasip etsin inşallah. Sonunda bebeğimizin tüm eşyaları hazır Yağız'ımı bekliyor :))
Devamını Oku »

Büyük Anneanneden El Emeği Göz Nuru :))

Ayıcıklı kazak ve Ponponlu patik
 Anneanne demek bir çok kişi için aile büyüğü demektir. Bizde ise ailemizin vazgeçilmez bir parçası. Dedem ben doğmadan vefat etmiş. Ben kendimi bildim bileli anneannemle ya aynı evde ya da aynı apartmanda oturduk. Bu yüzden anneannemin bende çok emeği var. 1939 doğumlu bu tatlı kadın şimdilerde evimizde ki tüm eski örgü dergilerini karıştırıp modeller bulup torununun miniği için örgüler örmeye başladı. Bunlardan bazılarını sizlerle paylaşmak istedim :) Yazımdan haberi bile olmayacağını biliyorum ama ben  zaman bulup bebeğim için bir patik bile öremezken zamanını ayırıp zevkle örgü ören anneanneme, buradan çok çok teşekkür ediyorum :)) İyi ki Varsın. Allah sana sağlıklı uzun ömürler versin...
Kalpli süveter


Devamını Oku »
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

FACEBOOK

TWITTER

INSTAGRAM