Çocuktan Sonra İşe Dönüş

     Üniversite bittikten sonra çalışma hayatına başlamıştım. İşim masa başıydı ve sağlığım yerinde olduğu için hamileliğimin 37. haftasına kadar çalıştım. Ki çalışmak çok iyi geldi çünkü kendimi dinlemeye fırsatım olmadı dolayısıyla gereksiz nazlanmalar yaşamadım... Gerçi birde eşime ve aileme sormak lazım belki farkında olmadan nazlanmışımdır :))

     Yağız doğmuş ve  3 aylık olmuştu artık doğum iznim sona ermişti ancak kolik bir bebekti, çoğu zaman benim bile sakinleştirmem zor olurken bırakıp işe dönmek hiç mantıklı değildi. Zaten duygusal olarakta hazır değildim Yağız'dan ayrılmaya. Böyle söylüyorum ama kimseyi eleştirmiyorum. Doğumdan sonra çalışmaya devam etmek veya etmemek sadece anneyi ilgilendirir. Yanlış anlaşılmak istemem ama benim tercihim bir süre daha oğlumu büyütmekten yana oldu. Sağolsun patronlarım da beni anlayışla karşıladılar ve anlaşmalı olarak yollarımızı ayırdık.  

     Yağız 18 aylık olunca yavaş yavaş işe dönme fikri sıcak gelmeye başlamıştı. Çünkü artık derdini anlatabiliyordu. Günümüz şartlarında tek maaşla geçinmek zor. Evimize iki maaş girerse Yağız'a daha iyi imkanlar sunacaktık. Karar verdim, harekete geçtim vs. derken 2 ay geçti ve 1 Kasım 2014' te doğumdan önceki iş yerime tekrar başladım. Yağız tam 20 aylık olmuştu. Büyüdüğüne dair güzel gelişmeler görsem de büyük endişelerim vardı. Çok hassas bir çocuktu ve günümüzün çoğu kısmında yaka iğnesi gibi birlikte geçiriyorduk.  İlk haftam beklediğimden çok daha güzel geçti. Bildiğim ortam ve tanıdığım çalışma arkadaşlarım olduğu için bende çok daha rahattım hatta çalışmayı inanılmaz özlediğimi farkettim. Evet çocuğunu büyütmek inanılmaz büyük bir mutluluk ama ben şuna bir kez daha karar verdim evde çocuğunu büyüten kadın çok daha fazla yıpranıyor. Çalışmak, belli saatlerde de olsa başka şeylere konsantre olmak daha dinç tutuyor beynimi. Evet fiziken çok daha fazla yoruluyorum ve ara ara oğluma yeterince vakit ayıramadığım için inanılmaz vicdan azabı çekiyorum :( Ama zaten annelik başlı başına vicdan azabı bence, devamlı yetememe endişesi...

     Yağız'a gelince 3 hafta olmasına rağmen, ara ara krizler yaşansa da yeni düzene baya alıştı. Çocuklar bizim düşündüğümüzden çok daha akıllılar. Olaylara bizden daha çabuk adapte oluyorlar.
Şimdilerde haftanın 3 günü anneanne, diğer 3 günü babaanne bakıyor. Çok şükür bir sorunumuz yok. Ama  3 evde düzeni sağlamak zor olacağı için 1-2 aya kreşe başlayacak.

Merak edenler için 1 günlümüzün nasıl geçtiğini yazayım. Sabah 7.00'da kalkıyoruz hazırlanıyoruz 7.30'da eşim bizi o gün Yağız kimde kalacaksa oraya bırakıyor. Gittiğimiz yerde kahvaltı yapıyoruz, biraz daha Yağız'la oynuyorum ve 8.30 gibi evden çıkıp 9.00' da iş başı yapıyorum. 1 saat öğle arasında tekrar Yağız'ın yanına gidiyorum emzirip uyutuyorum. Ofise dönüyorum. 18.00'da mesaimiz bitince yine hemen oğlumun yanında gidiyorum. Yağız uyuyana kadar hiç bir işle uğraşmıyorum sadece onunla ilgileniyorum böylece o daha mutlu oluyor onu mutlu görünce de ben mutlu oluyorum...

Bu aralar işte böyle bir yaşamımız var gün geçtikçe daha çok alışıyoruz. Bakalım kreş sürecimiz nasıl gelişecek merakla bekliyorum... 

       Sevgiler :)





Devamını Oku »

Zayıflama Hikayesi


Bir gün otururken beni gerçekten neyin mutlu edeceğini düşünüyordum çünkü mutsuzdum. Mağazalarda olmayan kıyafetler kapanmayan düğmeler aynadaki görüntüm aklıma geldi ve o an zayıflamalıyım dedim. Bunun o an ciddi olarak kararını vermiştim ZAYIFLAYACAKTIM.

Derken pazartesiyi beklemedim. ilk gün olarak hemen bir gün sonrasını seçmiştim ilk gün başlamıştı, benim için uzun bir maraton olacaktı hazır hissediyordum. ilk olarak hep araştırdım ne yapılır ne yenir ne içilir diye.

Kahvaltılarım hep standart haşlanmış yumurta,domates,salatalık, peynir vs. ama çay olarak her zaman yeşil çayı tercih ettim. Yeşil çay hem yağ yakmaya,metabolizma hızlandırmaya ve de bağışıklık sistemini güçlendirmeye yarayan bir bitki çayı.

Ara Ogün olarak kuru üzüm ve 1 adet meyve tercih ettim. Türk kahvesi de hemen her gün içmeye gayret ettim, metabolizma hızlandırıcı etkisi olduğu için.
Öğle yemeklerimde eğer o gün et yiyeceksem  her zaman öğlen yemeyi tercih ettim. 4-5 kasıktan fazla yemedim ve de 1 dilim tam çavdar ekmek her öğünüm de yemeye özen gösterdim.

Akşam yemeklerim ise genelde sebze yemekleri yoğurt ve salata olmuştur.

Ve en önemlisi su, suyun faydaları saymakla bitmiyor gerçekten. Her gün 3 litre içtim içmeye devam ediyorum edeceğimde..

Her gün yürüyüş yapmaya gayret ettim. Akşam yemeğimi en geç 19.00'da de yiyerek akşam midemi yormamaya çalıştım.


Tabi ilk baslarda yoruldum bunaldım vede sıkıldım hatta...

Sabırsızlanıyordum bir an önce zayıf görmek istiyordum aynada kendimi.  Hep bir hayal kurdum onu düşündüm boy aynasında boydan resim çekinmek evet böyle bir hayaldi benimki çünkü hep sadece kafam çıksın diyordum pozu verirken...
Alışmıştım diyete hatta keyif  alıyordum. Tartıdaki eksilenler de ayrı bir keyifti tabi...

Derken 6 ay geçti ben 26 kilo vermiştim.Hayatımdaki iyikilerden birisi oldu zayıflamak. 42 bedenden 36 bedene düşmenin mutluluğu ne güzelmiş meğerse. Deri ceket hayalım vardı simdi her gün deri ceket giyiniyorum. Sebebi giyemediğim günlerin acısını çıkartmak belkide.




Başladığım 79.8 kiloluk maraton başlangıcı su an güncel haliyle 54.6 kilo. Hedefe sadece iki kilo kaldı...
Uzun bir macera ama güzeldi hemde sonucu daha da güzel oldu. Artık bambaşka oldum. Sağlıklıyım çabuk yorulmuyorum, özgüven duygusuyla tanışmış oldum  ve de alışveriş yapmaktan büyük bir keyif almaya başladım artık eski kıyafetlerimin hiçbiri olmuyor.

Yeni kilo, yeni kıyafetler ,yeni Esra her şeyim yenilendi artık :) 

Eğer gerçekten isterseniz insanın başaramayacağı hiç bir şey yoktur. Bunu yürekten söylüyorum. Sevgiler :)


Esra ERTEKİN.

  



Siz de Annelere, Miniklere ve Ailelere Fayda Sağlayacağını Düşündüğünüz Tecrübelerinizi Bu Sayfada Paylaşmak İsterseniz.
Yazınız ve fotoğraflarınızı Selin.Yuzbas@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

Devamını Oku »

Bilgisayar Bağımlılığı ve Çocuk


Çocukluk, üzerinde işaretler bıraktığımız coşku dolu, üretken, hayatla bir bütün olduğumuz, ‘yaşama adanmış’ bir dönemdir. Bu dönem, bir o kadar da hayata karşı tecrübesiz ve yanılabilir olduğumuz bir dönemdir aslında. Hayatı çoğunlukla deneme-yanılma yoluyla öğrendiğimiz bir yaşama evresidir. Çocuklarımız bu evrede deneme serüveni içinde er-geç bilgisayar ve teknoloji ile tanışır. Masum niyetle başlayan bu keşfetme serüveni farkında olmadan bağımlılığa dönüşebilir. Teknoloji, aslında bir fırsat iken çocuklar için bir tehlike halini alabilir. Ödevleri yapmakta kolaylık olarak çocukların dünyasına giren bu teknoloji zamanla bilgisayar-internet bağımlılığına dönüşebilir.
Aileler ilk önce çocuklarının bilgisayarı öğrenmesini keyifle izler ve bununla gururlanır. Sonrasında evde dağıtan ve koşturan bir çocuk yerine, yerinden kalkmayan, oyuncaklarını dağıtmayan bir çocuk anne-babalara daha avantajlı gelir. Zamanla bilgisayar oyunlarının keyfine varan çocuk ise gerçek oyunlardan tat alamaz olur. Gün geçtikçe bilgisayarda geçirilen süre artar ve ortaya bağımlılık çıkabilir. Kendini durdurmakta zorlanan çocuklar, bilgisayar başında geçirdikleri süreyi kontrol edemezler. Bu kontrolsüzlüğün sonu bağımlılıkla biter.
Bilgisayarın ve İnternetin Zararları
Bilgisayar ve internetin zararları küçük çocuklar üzerinde oldukça çoktur. Bilgisayar ve internet yoluyla çocuklar, erken yaşta sanal da olsa ölüme-öldürmeye ve şiddete maruz kalırlar. Dolayısıyla benlik hamurları, şiddet, öfke ve kanla yoğrulur. Bu durum öfkeli, tepkisel, merhametsiz nesiller yetişmesine sebep olabilir. Bunun zararını ise sadece çocuğun kendisi değil, tüm toplum çeker. Aynı şekilde erken yaşta cinsellikle tanışan çocuklar, ileride cinsel sapmaların eşiğine yanaşabilirler.
Bilgisayar bağımlılığının diğer olumsuz bir sonucu da, sosyal ilişkiler üzerindedir. Yalnızlığını teknolojik bir makine ile gideren çocuklar, zamanla ilişkileri de aynı mekaniklikle yaşamaya başlar. Diğeri ile ilişki kur(a)mayan, öteki ile varoluşsal alanda gerçek bir buluşma yaşayamayan çocuklar kendi yalnız dünyasının mahkumu olurlar. Bir süre sonra evden hiç çıkmak istemezler ve toplumdan uzaklaşırlar. Evde ise ailelerinden uzaklaşırlar. Aile hemen yanıbaşındaki çocuğunu, toplum bir bireyini kaybederken çocuğun kendisi ise tüm hayatını kaybeder. Zamanla yalnızlaşan çocuk, bu yalnızlığını gidermek için haz aldığı şeylere daha fazla yoğunlaşır. Adeta onda yok olmak ister. Bunun sonucunda da, ortaya derin bağımlılıklar çıkar.
Bilgisayarın bir diğer zararı çocuklarımızı hayalle-gerçek arası bir hayata hapsetmesidir. Bilgisayar ortamında sanal arkadaşlıklar kurup, sanal sohbetler eden çocuklar, dışarı çıkmak gereği bile duymazlar. Hareket etmeye, hele spor yapmaya hiç mecalleri yoktur. Bizden daha yorgun, bizden daha tahammülsüz ve sabırsızdırlar. Çünkü doyasıya koşmadan, hoplayıp zıplamadan, düşüp kalkmadan büyümektedirler. Gerçek hayattan kopan, tüm ilişkilerini ve iletişimini sanal ortama taşıyan çocuk, gerçek hayata çıktığında bocalar. Oradaki ilişki tarzının gerçek hayatta işe yaramadığını görünce yeniden sanal dünyasına döner. Sonuçta gerçeğe temas edemeyen, sanal bir nesil ortaya çıkar.
Bilgisayarda görüntülerin hızlı akışına, peş peşe gelen sahnelere alışan çocuk beyni, okul hayatına adapte olmakta zorlanır. Çünkü beyni daha fazla uyaran istemektedir. Öğretmenin ders anlatımı ona sıkıcı gelmeye başlar ve dikkatini derse yoğunlaştırmakta zorlanır. Bunun neticesinde motivasyon ve konsantrasyon sorunları yaşar ve akademik başarısı düşer.
Boşa harcanan zaman, tükenen ömür, cinsel içerikli sitelere ulaşımın kolay olması ile yitirilen ahlak, ciddi beden sağlığı sorunlarını bilgisayarın diğer zararları arasındadır. Bağımlılığın yanında, bunca zararı da bünyesine alan çocuk, başta kendisi, sonra ailesi ve yaşadığı toplum için riskli bir birey halini getir.
Bağımlılık Belirtileri
Birçok çocuk bilgisayarda oyun oynar. Bağımlı çocukların durumu ise farklıdır. Eğer çocuğunuz;
• Bilgisayar karşısında vaktinin çoğunu geçiriyorsa, oturduğunda uzun süreli kalıyorsa,
• Gerçek hayattaki oyunları oynamıyor ve sevdiği başka etkinlikleri yapmıyorsa,
• Bilgisayar ile vakit geçirmediği zaman sıkılıyor ve huzursuz oluyorsa,
• Ödev yapması ve ders çalışması gereken zamanı bilgisayarla geçiriyorsa,
• Bilgisayarı sosyal faaliyetlerine ve arkadaşlarına tercih ediyorsa,
• Öğretmenleri de çocuğunuzla ilgili farklılıklar gözlemlemişlerse bağımlılıktan şüphelenebilirsiniz. Bu durumda çocuğunuzun bilgisayar kullanımı ile ilgili adım atmak gerekir. Bu adımların ilki çocuğunuzu ve yaşadığınız durumu kabullenip çözüm arayışına girmektir.
Çözüm Önerileri
Çocuğumuzun bilgisayar bağımlılığını önlemek ve azaltmak için adım adım aşağıdaki önerileri uygulayabilirsiniz.
• Teknolojiyi hayattan çıkaramayacağınıza göre, yetişkin olarak sizler teknolojiyi yararlı kullanma konusunda çocuklarınıza örnek olabilirsiniz. Öncelikle bilgisayarla kendi ilişkinizi gözden geçirmeniz güzel olur. Akşamları işten gelen anne-baba evdeki tüm vaktini bilgisayar karşısında geçiriyorsa, çocuklarıyla oynamak ve onları sevmek yerine ellerini tuşlardan, gözlerini ekrandan ayıramıyorsa, çocuklarına koyacağı bilgisayar yasağının hiçbir anlamı olmayacaktır.
• Çocuklarınıza varoluşlarını özgürce sergileyerek, üretken olabilecekleri imkanlar sunarak bilgisayara alternatifler oluşturabilirsiniz. Bu işlemi çeşitli kurslarla yapabileceğiniz gibi, eve aldığımız etkinlik malzemeleri ile de yapabiliriz.
• Başta bilgisayar olmak üzere teknolojik aletleri kullanma konusunda yasaklayıcı değil yönlendirici bir tutum sergileyerek, çocuklara yararlı kullanımı öğretebilirsiniz.
• Bilgisayarda oyun oynamayı bir hak olarak değil, ödül olarak verebilirsiniz. Örneğin ders çalıştıkları süre kadar bilgisayarda oynamalarına müsaade edebilirsiniz. Yine bilgisayarda oyun oynamaya sadece hafta sonu müsaade etmeniz yerinde olacaktır.
• Bilgisayarın üretim ve fayda amaçlı kullanımı için çocuğunuzla çalışmalar yapabilirsiniz. Faydalı programlar alıp, onlarla birlikte çeşitli ürünler üretebilirsiniz. Bir yazıcı ile çıktılar alıp ev gazetesi çıkarmak, posterler hazırlayıp duvarlara asmak, her haftanın önemine göre pano hazırlamak gibi.
• Çocuklarınızla daha fazla vakit geçirip onlardaki aidiyet duygusunu geliştirebilirsiniz. Hem bu şekilde çocuğunuzun maddi ihtiyaçlarını karşıladığımız gibi ruhsal ihtiyaçlarını da karşılamış olursunuz. Birlikte oyun oynamak, etkinliklere katılmak, yarışma yapmak hem çocuklardaki aileye olan aidiyeti geliştirir hem de sevildiği mesajını onlara verir.
• Bilgisayarı evin ortak kullanım alanının olduğu bir yerde bulundurmak güzel olacaktır.
• Bilgisayarı, amacı dahilinde kullanabilmek için teknik önlemler alabilirsiniz. Filtreleme yöntemleri, belirlenen süreden bilgisayarın sonra kendini otomatik olarak kapatması gibi.
• Çocuğumuzun sağlıklı arkadaşlıklar kurması, yaşına uygun sosyal faaliyetlerde bulunması noktasında teşvik edici olabiliriz. Onu olabildiğince arkadaş ortamlarına sokmak, komşu ziyaretlerini sıklaştırmak, maçlar ve buluşmalar organize etmek hem çocuğunuzun sosyalleşmesini sağlar, hem de onu bilgisayardan uzak tutar.
• Asıl alınması gereken tedbir ise çocuğu bilgisayar dışı etkinliklere yönlendirmektir. Ona yetenekleri doğrultusunda beceriler kazandıracak ortamlar hazırlayabilirsiniz. Müziğe yeteneği olan bir çocuğa bir çalgı aleti çalması konusunda fırsatlar oluşturabilirsiniz. Resim yeteneği olan bir çocuğa gerekli boya ve malzemeler sağlanıp, evde küçük ressama ait bir köşe hazırlayıp, resim yapmaya teşvik edebilirsiniz. Ayrıca bir sporla ilgilenmesi sağlayabilirsiniz. Bir hayvan beslemesi için onu teşvik etmek, koleksiyon yapmaya yönlendirmek gibi diğer etkinlikler de çocuğun meşgul olmasını sağlayacak ve eğlenmek ve can sıkıntısını gidermek için bilgisayara olan ihtiyacını azaltacaktır.
Eğer tüm çabalarınıza rağmen çocuğunuz bilgisayara bağlanmaya devam ediyorsa, o olmadan mutlu olamıyorsa, vaktinin çocuğunu onun başında geçiriyorsa bir uzmandan yardım almanız yerinde olacaktır.

Yazı Pedagoji Derneği‘ nden izin alınarak yayınlanmıştır.
Devamını Oku »

Evde Fındık Ezmesi Yapımı

Bir süre önce instagramdan takip ettiğim arkadaşlarımdan biri fıstık ezmesi tarifi paylaşmıştı. Sunumunun ne kadar mükemmel olduğunu belirtmeden geçersem haksızlık yapmış olurum. Bende aynı tarifi fındıkta denemeye karar verdim. Ve sonuç süper oldu ;))
İnanılmaz kolay ve güzel bir tat olduğu için sizlerle paylaşmak istedim.
Fındığı iyice ezilene kadar rondodan geçirin. Üzerine biraz bal dökün ve biraz daha rondodan geçirip iyice birbirine karışmasını sağlayın. Hepsi bu kadar... Afiyet olsun :)) Kesinlikle deneyin pişman olmayacaksınız.
Not: Miktar belirtmiyorum çünkü ne kadar bal ekleyeceğiniz, tatlı isteğinizle doğru orantılıdır... Sevgiler :))
Devamını Oku »
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

FACEBOOK

TWITTER

INSTAGRAM