3. Yıl Çekiliş Sonuçları :)


     Blogumun 3. yılının dolması nedeniyle çekiliş yapmıştım. Çekilişte toplamda 6 hediye vardı. Çekiliş 2 Kasımda başlayıp 12 Kasımda son bulacak, 13 'ünde kimlerin kazandığını açıklayıp 14 Kasım Cumartesi günü olan buluşmamızda da hediyeleri sahiplerine elden teslim edecektim. Hediye kazanmış ama gelemeyen arkadaşların hediyeleri buluşmada hediye çıkmamış diğer anneler arasında yeni bir çekilişle hediye edilecekti.

     Çekilişi kuracek.sitekutusu.com 'dan gerçekleştirdik.  

       Şansına bir kişiye iki hediye çıktı. Buluşmaya hediye çıkanlardan iki kişi gelebildi. Dolayısıyla buluşma günü 4 hediye verilecekti. Buluşma sonuna kadar bekledik kazananlardan gelecek olursa diye olmayınca iş yeri sahibi Fazilet Hanım sağolsun herkesin ismini yazdı. Hatta ben keşke ben düzenlemiyor olsaydım da katılsaydım falan deyince buluşmamıza gelen enerjisine hayran olduğum bir ablam ee sende ismini yaz tabi deyince feci gaza geldim ve benim adımda listeye eklendi :)

Öncelikle hediyeleri belli olan arkadaşların hediyelerini teslim ettik.

Blogger arkadaşım Güler'e Suesta Güzellik Merkezinden manikür ve pedikür hediye kartları,




Sevgili Selda'ya denizs_gifts 'ten 1 Adet Mutfak Önlüğü çıkmıştı.




Sonrasında hediye sırasına göre yeni bir çekiliş yaptık. 


Sevgili Hande'ye Suesta Güzellik Merkezinden Cilt bakımı,




Son anda çekilişe katılıp  Terramamas 'tan Para Çiçeği kazanan talihli ben :)



 Esilanın Evinin sahibi Sevgili Fazilet Hanım'a  brckynrd_el_emegi ' nden Kanaviçe Kolye,


 


 Son hediyemizde  Feride Hanım'a , denizs_gifts 'ten Kırlent oldu.




Çekilişimize hediyeler gönderen ;

Çok teşekkür ederiz. Sizlerde sayfalarını ziyaret ederseniz çok memnun oluruz.

Yakın zamanda başka bir çekilişte görüşmek üzere,

Sevgiler...



Devamını Oku »

Uzman Psikolog Özgün KIZILDAĞ İle Kardeş Kıskançlığı


Kardeşler ve onlar arasındaki ilişkiyi yönetmekle ilgili altın değerinde bazı kurallar vardır. Sırayla kısa kısa onlardan bahsedelim;
KARDEŞTEN ÖNCE;
1) İkinci çocuk kararı tamamen anne-babaya ait olmalıdır. Çocukların kardeş istemekteki kriterleri geçici ve değişkendir ve bu kadar önemli bir konuda çocukların heves, istek ve beklentileriyle hareket etmek doğru değildir. Çünkü, çocuk istediği için yapılan bir kardeş, yine o istemediği zaman, vazgeçerse, memnun kalmazsa ne yapılacaktır? Sorusu gündeme gelebilir. Bu riske girmeye hiç gerek yoktur, bu karar anne ve babaya, yetişkinler dünyasına ait bir karardır.
2) Çocuğa kardeşi olacağı bilgisi verilirken anne babanın kendi duygusunu saklamaması esastır. Biz de istemiyorduk, ama ne yapalım, katlanacağız, vallahi de billahi de gibi bahane bulucu yaklaşımlar çok ama çok zararlıdır. Çünkü çocuk bu duygunun gerçek olmadığını, aslında anne babasının mutlu ve hevesli olduğunu fark ettiği an, korktuğu başın gelmiş olur, anne-baba-çocuk sisteminin dışına atılmış hisseder kendini.
3) Ona kendi duygusunu yaşaması için fırsat, alan ve anlayış tanımak herhangi bir duyguya yönlendirmemek önemli. Kıskanma dememek gerekiyor, çünkü kıskanmamak çocuğun elinde değil, onun yerine aslında anlıyorum seni, kıskanman normal demek çocuğun duygusunu ifade edebilmesine ve bu yolla da duygusuyla yavaş yavaş barışabilmesine olanak sağlıyor.
KARDEŞLE BİRLİKTE;
1) Yaşına uygun sorumluluklar vermeye evet ama hayatını kardeş yüzünden sorumluluklara boğmaya hayır demek gerekiyor.
2) Çocuktan gizli sevmemek yine çok önemli. Hatta kıskançlığını belirten bir çocuksa hiç gizlememek gerekiyor. Ben mutluyum o geldiği için, çok da sevinçliyim gibi. Çocuk acı gelse de bu gerçek kendisine söylendiğinde ve buna şahit olduğunda en azından kendini bu sistemin dışında, yalan söylenmiş hissetmiyor, bu çok koruyucu.
3) Eşit davranmak değil anahtar. Adil davranmak. Aynı oyuncağı almak almamak meselesi tamamen ailenin insiyatifinde, ama çocuklar eşit değiller, anne babalarının onların içlerinden birini ödüllendirmek, sadece birine yaptırım uygulamak, bazen bir şeyi sadece birine almak, bazı zamanlar bazı şeyleri diğerine almak gibi bir insiyatifi mutlaka olmalı. Teraziyle yaşam geçmeyeceği için bu insiyatif kesinlikle anne baba da olmalı ve onun var bende istiyorum gibi yakınmalara prim vermemeli. Eşit ve aynı gitmek biraz daha kolay bir yol ama uzun vadede sakıncalı, anne babayı devamlı suçlayan iki yetişkin çıkma riski var, onun yerine benim bir adaletim var ve buna göre ben size davranıyorum ve bu sorgulanamaz yaklaşımı çocukların birbirlerini kabulü açısından çok daha olumlu.
4) İdeal bir yaş farkı diye bir şey yoktur. Bu söylenenler doğru uygulanırsa her yaş farkı iyi yönetilir. 
5) Bir kardeşi diğeriyle ilgili bir şeye ikna etmek gibi bir durum aslında yoktur. Anne baba ister ve olur Bu konu kardeşler arası ilişkileri değil daha çok çocuk yetiştirme, kurallar, sınırlar, disipline etme, söz dinletme gibi konular kapsıyor daha sonrada bunlarla ilgili bir soru cevap yapacağız..


Sevgiler,

Özgün KIZILDAĞ




Siz de Annelere, Miniklere ve Ailelere Fayda Sağlayacağını Düşündüğünüz Tecrübelerinizi Bu Sayfada Paylaşmak İsterseniz.
Yazınız ve fotoğraflarınızı Selin.Yuzbas@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.


Devamını Oku »

gulsahonen.com 'da Çekiliş var :))




Merhaba sevgili blogdaşlarım daha önce başka bir blogun çekiliş duyurusunu yapmamıştım bu bir ilk olacak ancak uzun süredir çok severek takip ettiğim sevgili Gülşah'ın blogunda çok hoş bir çekiliş var. Sizlerinde hem bu çekilişi duymanızı hemde bu güzel bloga göz atmanızı tavsiye ederim. eminim ki  sıkı takipçisi olacaksınız ;) 

Haydi www.gulsahonen.com 'a çekilişe...

Kendime ve katılmayı düşünen tüm arkadaşlara bol şans diliyorum...

Sevgiler


Selin YÜZBAŞ


Devamını Oku »

Yeni Hobiler ile İğne Oyaları ve Örgü Öğrenme Vakti

     Merhaba sevgili ziyaretçiler. El işleri ile uğraşıyorsanız ve uğraşmak istiyorsanız Yeni Hobiler sitesini ziyaret etmenizi öneririm.

     Yeni hobiler sitesinde el işleri, tığ işleri, iğne oyaları, dekorasyon ve evlilik gibi bir çok kategori bulunmaktadır. Evde boş vakitlerinizde canınız sıkılıyorsa ve boş vakitleri değerlendirmek istiyorsanız yeni hobiler sitesini ziyaret etmelisiniz. Çünkü içerisinde boş vaktinizi değerlendirebileceğiniz bir çok el işi bulunuyor. Ayrıca bilmeyenler için ise detaylı anlatımlı örgüler ve iğne oyaları yer alıyor . Mesela  Anlatımlı İğne Oyaları yer alıyor. Onlara bakarak iğne oyasının nasıl yapıldığını öğrenebilirsiniz. Detaylı anlatım bulunduğu için sizi çok zorlamayacaktır. Sıfırdan başlayıp örgü öğrenmek istiyorsanız bu site tam da size göre. 
İğne oyası yazma ve tülbentler 

     Geçmişten günümüze kadar başörtüsü olarak kullanılan yazmalar da çoğu zaman iğne oyaları ile süslenmektedir. Sizde yazma yapmak istiyorsanız  yazma modelleri sayfasından yazma modellerini inceleyebilir ve anlatımlı modellere göz atabilirsiniz. Birbirinden güzel yazmaları inceledikten sonra elinize iğne ve iplik alıp hemen yazma yapmaya koyulabilirsiniz.

     Ayrıca banyoların olmazsa olmazları arasında olan lifler de örgü işi ile yapılıyor. Bir çok kişinin evinde hala örgü lifler bulunmaktadır. Sizde liflere para vermek yerine kendiniz yapıp banyoya koyabilirsiniz. Yapmış olduğunuz lifler doğal yün ipler ile yapıldığı için daha sağlıklı duş almanıza neden olacaktır. Yeni hobiler sitesinde lif modelleri ve anlatımlı lifler bulunuyor. 

     Sitede hem lifleri incelerseniz hemde birbirinden güzel liflerin nasıl yapıldığını öğrenebilirsiniz. Takıldığınız nokta olursa yorum kısmından iletişime geçerseniz size yardımcı olacaklardır.


     Boş vaktiniz çoksa ve değerlendirmek istiyorsanız el işleri ile uğraşmanızı öneriyoruz. Böylelikle hem bir çok giyim ve kıyafetleri örgü işi işle yapmış olursunuz hemde satış yapmak isterseniz bunu bir iş haline getirip para kazanabilirsiniz. Örgü hırkalar, yelekler, patikler ve yazmalar kolaylıkla yapılabilir. Soğuk kış günlerinde sıcacık kalmak istiyorsanız da örgü işini tercih edin. 

     Hobiler sitesinde zevkinize uygun bir örgüyü bulup başlamak için henüz geç değil :) Sürekli eklenen örgüleri takip etmek için de yenihobiler.com  sitesini aklınızın bir köşesine kaydetmenizi ve sık sık ziyaret etmenizi öneriyoruz. 


Aslı USLU




Siz de Annelere, Miniklere ve Ailelere Fayda Sağlayacağını Düşündüğünüz Tecrübelerinizi Bu Sayfada Paylaşmak İsterseniz.
Yazınız ve fotoğraflarınızı Selin.Yuzbas@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.

Devamını Oku »

Ödüllü Blog Keşif Etkinliği

Blog keşif etkinkilerini çok seviyorum. O yüzden elimden geldiğince katılmaya özen gösteriyorum. Bu sefer sizinle doktorhayat.com ve blogumutanit.com'un ortaklaşa yaptığı çekilişi paylaşacağım. Ben katıldım. katılmayı düşünenlere bol şans ;)


Çekiliş Ödülleri


1      Kitap Yurdu’ndan Kitap Hediyesi

a-       1 kişiye 40 TL’lik kitap

b-      1 kişiye 30 TL’lik kitap

c-       1 kişiye 20 TL’lik kitap

2      Banner Reklam Hediye

a-       1 kişiye 1 aylık 150x150 banner

b-      1 kişiye 1 aylık 125x125 banner

Çekilişe katılım kuralları


1-      Çekilişi duyuran bir yazı hazırlayıp bloğunuzda paylaşın.

2-      Çekiliş tanıtım yazısı içerisine aşağıdaki yazıyı ekleyin.


Kişisel Blog Yazarı doktorhayat.com ve Blog Tanıtım Sitesi blogumutanit.com'un   ortaklaşa geçekleştirdiği çekilişe tüm blog yazarları davetlidir. Çekiliş hakkında bilgi almak için buraya tıklayın.

3-      Doktor Hayat ve Blogumu Tanıt’ı İzleyiciler kısmından takibe alın.

4-      Çekiliş yazınızı en az 1 sosyal medya hesabınızdan paylaşın.

5-      Bu yazının altına yorum kısmından çekiliş duyurusu yazınızın ve sosyal medya paylaşımınızın linkini ekleyin.


 Hak Kazanmak için


1-      Takibe aldığınız her sosyal medya hesabı için +1 puan

2-      Çekilişi duyurduğunuz her sosyal medya paylaşımı için +1 puan

--   Sosyal medya paylaşım linklerinizi yorum kısmında paylaşmayı da unutmayın.


Çekiliş Takvimi

1-      Çekiliş Başlangıcı: 13 Kasım 2015

2-      Çekiliş Bitişi: 13 Aralık 2015

3-      Çekiliş Sonucu Bildirim:  20 Aralık 2015


Önemli Bilgiler

1-      Çekilişe katılmak için tüm kuralları yerine getirmelisiniz.
2-      Çekilişe yeterli katılım sağlanmadığı takdirde çekiliş süresi uzatılabilir.
3-      Herkese başarılar dileriz.



Devamını Oku »

33 Haftalık İki Mucize Annesi Öznur Özerol



     Merhaba ben Öznur Özerol.


     Bursalı bir ailenin iki çocuğundan küçük olanıyım,  Bursa da ikamet ediyorum . Özel bir şirkette mimari proje çizimi yapıyorum. Eşimle evlendikten 2 yıl sonra bir bebeğimiz olmasını istediğimizden kısa bir süre içinde hamile olduğumu klasik bir testte pozitif sonuçla öğrendim. Ertesi gün doktor randevusu ile şehrimizin en güvenilir , benim de doğmuş olduğum hastane olan Bursa Zübeyde Hanım Doğum Evi Hastanesinden bir doktorumuza ultrason muayenesinde  kadın doğum doktorumun şu sözleri ile ağladığımı hatırlıyorum.
‘’Seni umutlandırmak istemem ama ben şuanda iki beybi olma ihtimali görüyorum, ailenizde ikiz bebek var mı dediğinde , ben de hatırladığım kadarıyla yok demiştim, doktorumuzda 7 kuşak evvelinde ikiz eşi ölmüş bir bebek dünyaya gelmişse ve siz bunu bilmiyor olsanız bile , gen aktarımı ile gelip sizi bulabilir demişti ve sözlerine senin gebeliğin için çok yeni ve bu bazen su ikizi olabiliyor ve gelişmeden kaybolabiliyor, bunun için bir aylık bir süreç sonunda kesin ikiz ya da tek gebelik diye bir sonraki randevuda ultrason sonucu ile bakacağız ve bir sonraki ay için bana gün verildi.

Doktor odasından çıktığımda eşim kapıda bekliyordu.Ben ağlamaklı.
Eşim : ‘’ öncelikle sakin ol, hayırdır ne oldu’’ dediğinde
Ben: ’’ ikiz çocuklarımız olabilirmiş’’ dedim ve birbirimize sarılıp ağlaştık .

     Bundan sonraki süreçlerde özel bir doktor ile yola devam ettim. Bir sonraki doktor kontrolünde, su ikizi olabilecek olan (Dora isimli oğlum) ikiz kardeşinden 3 gün sonra döllenerek hayata tutunmayı başarmış, bu gibi durumlar çok rastlanmayan türden ikiz gebelik diye adlandırılırmış.Artık ikiz çocuklara hamile olduğum kesinleşmişti ve ben &eşim çok heyecanlıydık.  Doktorum yapı olarak minyon bir vücut tipim olduğunu bunun için çok kilo almadan, şeker , tansiyon dengemi hep aynı oranlarda tutabileceğimiz bir diyet demeyelim de beslenme biçimi ile 2. Aya başladık. Doktorumun tavsiyesi ; eğer kilo fazlam olursa ikiz bebeklerimi taşıyamayabilirmişim ve erken doğum olabilirmiş ya da tansiyon, şeker yüksekliği ile gebeliği tehdit edecek rahatsızlıklar ile karşılaşabilirmişim gibi endişelerden dolayı onun yasaklarına hep uydum. Bu arada doktoruma ‘’işe devam edebilir miyim? ‘’ diye sorduğumda , iş yaşantımı etkileyecek bir sıkıntı olmadığını ve normal gündelik iş ve aile hayatıma devam edebileceğim cevabını aldım.


     4.5 Aylık iken bir su içerisinde aynı kesede aralarında zar bulunan ikiz erkek bebeklerimizin olacağını doktorum gönül rahatlığı ile bize söyledi. Her şey normal gidiyordu. Kilo almam, çocukların kalp atışı, zihinsel gelişimi tüm tetkikler normaldi.
6. Ay itibari ile doktorum muayne sayısını 15 günde 1 geleceksin ve seni daha yakın takip edeceğiz dedi.

     Tetkiklerim normaldi ama el ve özellikle ayaklarımda şişmeler yoğunluktaydı. Ödem fazlalığım vardı.

     7.Ayımın 2. Haftasında işimden doğum izini için ayrıldım.7. Ayımın ikinci 15 günlük muayene günüm geldiğinde doktorum tansiyonumun ve açlık şekerimin normal olmadığını , ateşimin çok yüksek olduğunu söyledi. Hemen hastaneye yatmam gerektiğini tetkikler yapması gerektiğini söyledi. Meğersem gebelik mikrobu denilen bir sorunum varmış ve bunu vücudum kendi kendine oluşturmuş, magnezyum eksikliğim çok fazla olduğundan hemen serum ile magnezyum takviyesine başlandı.

     Doktorum bebeklerimi sezaryen ile alınması gerektiğini söylemişti. Bende 33 haftalıklar, daha çok ufaklar ya onlara bir şey olursa ben nasıl yaşarım demiştim. Doktorum da sorun zaten sende, biz sana bebeklerinin akciğerleri gelişmesi için akciğer aşısı vuracağız, bebeklerin yaşayacak ama sen tehlikedesin, ateşin çok yüksek, pik yapıyor, havale geçirebilirsin ve tansiyonun sürekli yükseliyor, kendin için çok dua et, bebeklerin doğduğunda hemen kuvöze girecekler, sorun olmayacak diye bana telkinde bulundu ve aynen söylediği gibi akciğer aşısı vuruldu , ben 24 saate yakın müşade altında kaldım, ertesi  gece  yani 19 mayıs 2009 tarihinde

     saat : 10.50 de Dora

     saat: 10.52 de Doruk isimlerini verdiğimiz ikizlerim dünyaya gözlerini açtılar.


     Prematüre olarak 33 haftalık doğum sonucu 1550 gr. – 1570 gr. 43 cm/ 44 cm kilo ve boy ile dünyaya geldiler. Hemen bebek yoğun bakım ünitesindeki kuvözlere alındılar. Ben doğum sonrası bir gece daha yoğun bakımda serumlarla ilaç takviyesi ile gözetim altında tutuldum. Narkozdan uyandığımda yoğun bakım ünitesindeki odada bilinci tamamen kapalı hastalar ile aynı odada yatıyordum. Beynimde o kadar çok şey geçiyordu ki , bir çok cümle kuruyordum ama kelimeleri o kadar yavaş söylemek imkansız olmalıydı. Verilen ilaçlar beni tamamen uyuşturmuş.

     Çok Şükür Allah'ıma yaşıyordum, bunun için mutluydum ama tek merak ettiğim ve içim içimi yemesi bebeklerime ne olmuştu?

     Narkozdan tamamen uyandığımda hasta bakıcılara bebeklerim yaşıyor mu? Diye sordum. Hasta bakıcılarında bir bilgilerinin olmadığını, bilgi edinip bana ileteceklerini söylediler.

     ‘’O an’’ o kadar zordu ki bebeklerimiz doğmuştu ve ben acaba yaşıyorlar mı diye meraktan ölmek üzereydim. Rabb'im kimseyi böyle korkularla imtihan etmesin. Sonrasında süt sağmam için bir makine getirildi. Hasta bakıcı hemşireler bebeklerin kuvözde ve senden süt bekliyorlar, mobilize olduğunda gidip yoğun bakım ünitesinde bebeklerini emzirebileceksin dediler.

     İlk sağarken göğüsten çıkan katı sarı sütün çok faydalı olduğu ve mutlaka bebeklerimin onu içmesi gerektiğini hemşireler gelip özellikle söylediler. Daha sonrası süt sağma kısmı+ mobilize olup ayaklanmam ve 3 saat ara ile bebek yoğun bakım ünitesine inip bebeklerimi emzirmem olarak geçti.

     3. gün sonunda taburcu edildim ve bebeklerim 18 gün daha kuvözde kaldılar. Bu süreçte iki bebeğinde alt değişmesi, sıra ile emzirme sonrasında banyo yaptırmayı bebek yoğun bakım ünitesinde hemşirelerim sayesinde öğrendim. 18 gün boyunca bebeklerimin her yerinde kablolar bağlı , zıngır zıngır sürekli ses çıkaran bir sürü makine eşliğinde kuvözde  bir çok bebek gibi yaşama tutunmaya çalıştılar, 3 saate ara ile gidip bebek yoğun bakım ünitesinde Doram ve Doruğumu emzirdim. Bebeklerim sarılık geçirip kilo kaybına uğradılar, Doruk 1 kilo Dora ise 900 gr. kadar düştü.

     Sarılık tedavisi için kuvözde aynı zamanda Fototerapi aldılar. Sarılık sonrasında kilo almaları daha bir hızlanmaya başladı. Kiloları düşük olduğu için kuvözde kalma süremiz uzuyordu. İkizlerim ne kadar çabuk kilo alırlar ise o kadar çabuk taburcu olabileceklerdi. Eşimle 10 gr. Aldıklarında seviniyorduk, bizim için 5 gram almaları o kadar önemliydi ki , anne karnındaki eksik kalan kilo ve gelişimi kuvözde tamamlamaya çalıştılar. Benim gibi bebek yoğun bakım ünitesinde olan bir çok anne ve aile ile aynı duyguları paylaşıyorduk.

     Kimi zaman aynı anda ağlıyorduk. Bu dönemde duygularım çok yoğundu.

     Doğum sonrası yaşadıklarım ise; normal zamanda doğum yapamamıştım, bebeklerim çok küçüktü, prematüre bakımı hakkında hatta annelik hakkında hiçbir şey bilmiyordum. İlk gebeliğimde zor, üzücü anlar yaşıyordum, hani vardır ya doğum sonrası sendrom, bırakın sendromu ben ikizlere yetebilmek, yetişebilmek için bir anne olarak elimden geleni yapıyordum.

     Korku, şaşkınlık, acı, bazen mutluluk, huzursuzluk, her daim Allah'ıma Şükür, hepsini aynı anda yaşıyordum,

     Sezaryenle erken doğum yaptığım için çok ağrılarım oldu. Yattığım ya da oturduğum yerden kalkmak istemiyordum, acım tarifsizdi, eşim+annem+babam bu zor dönemde hep yanımda bana destek oldular. Güzel günler göreceğimiz için beni hep umutlandırdılar.
Zorlu geçen 18 günün sonunda bebek doktorumuz artık her şeyin  normale döndüğünü ve ikizleri eve götürmemiz için hiçbir engel kalmadığını  ama aynı hastane ortamındaki sterilliği evde de devam ettirmemiz  gerektiğini ve 40 gün boyunca bebekler için evde ziyaretçi kabul etmememiz için bizi uyardı ve bebekleri sonunda ev ile tanıştırma vaktimiz gelmişti. J
Hastaneden taburcu olduktan sonra aynı direktiflere uyarak bebeklerimizin bakımına başlamıştık. Prematüre  bebek gerçekten çok zorlu bir süreç , aynı anda ikiz bebeğe yetişmek başlı başına zor iken, prematüre bebek çok daha meşakkatli yorucu bir gelişim dönemi .

     Bebekler minik ve minik oldukları için ememiyorlar, ilk önce her ikisini de emziriyorum, sonra kalan sütü sağıyorum ve biberonla veriyordum. Daha sonra ki zamanlarda böyle de doymamaya başladılar ve aptamil prematüre yeni doğan bebek mamasını sütümün yetmediği zamanki öğünlerde kullandım. Öncelikle bu mamayı kullanmamızı doktor kontrollerimiz sonucu bebek doktorumuz tavsiye etti, gelişimlerinde yardımcı olacağı için bu mama ile dönüşümlü olarak devam ettik.

     Çok fazla gece uykusuz kalıyordum. Bir de duygusal boyut olarak kendimden de çok fazla vazgeçmiştim. Aynaya bakmaya fırsatım olduğunda bu ben miyim ?Diyordum.

     Bebeklerimin çok fazla kolik gaz sancısı oluyordu. 3 Ayı bulan bütün geceler Bursa’yı araba ile turluyorduk. Çünkü sadece arabada uyuyorlardı.

     1 Aylık olduktan sonra atopik dermatit denilen alerji hastalığı belirdi, her ikisinde de özel kremler ini aldık ama yine de bebeklerim çok küçüktü ve her yerinde suçiçeği gibi kırmızı kabuk tutan sonra soyulan , sonra yine olan kırmızı çok ama çok kaşınan kabarcıklar vardı. Ovalıyorduk çok rahatlıyorlardı. Doktorumuz yaşları büyüdükçe azalacağını söyledi. Anne ve baba olarak ikimizde alerjik bünyelere sahip olduğumuz için ikiz oğullarımız da genetik yapı itibari ile bunu yaşadıklarını söyledi. Pamuklu giysi giydirdik, gıda alerji testi yaptırdık, yememesi gereken gıdalara çok dikkat ettik ve evi sürekli havalandırdık.

     Gelişimleri çok şükür yaş olarak, onlarla aynı ay ve yılda doğmuş olan çocuklarla kilo ve boy bakımından bir kayıp yaşamadan gelişip, büyüdüler.

     Maşallah algıları, motor becerileri, duygusal zeka, bedensel zekaları yerinde iki pırıl pırıl 1. Sınıf öğrencisi oldular.

     Bu arada ikizler 3 aylık iken işe başladım. Sonra ailemle birlikte 6 ay birlikte bizim evimizde bakmaya devam ettik, ben her gün süt iznimde iş yerimde makine ile süt sağıyor, buzluğa koyuyorum, buz kompleksleri ile akşam iş çıkışı koşturarak eve götürüyorum, her gün yettiği kadar anne sütü aldılar 7. Aya kadar sütüm yetti , yeterli olmadığı zamanlarda arada hep mama desteği, 7. Ayın sonunda artık emzirmem sona ermişti, süt sağmaya devam ediyordum, en azından biberon ile anne sütü alıyorlardı.

     Bebeklerim 7 aylık olduklarında artık ailemde evlerinden ayrı kaldıkları için evlerine dönmek kendi evlerinde bakmak istediler, 9 aya kadar bu şekilde devam ettik , gel- git şeklinde ve son olarak ben artık böyle daha fazla zorlanamayacağımı düşünerek 9. Ayımın sonunda işimden istifa ederek ayrıldım.

     O dönemde maddi olarak çok zorlandık. Eeeee kolay değil x2 mama –x2 bez ihtiyacı karşılamak J

     Çok şükür Rabb'ime kolaylığını ,rızkını bize bol etti ve 28 aylık olana kadar  anneanem ile birlikte (anneanem 80 yaşında) baktık.

    28 aylık olduklarında  kreşe başladılar ve bizim gibi sabah 8.00 da çocuklar kreşe biz işe, akşam 18.30 da biz eve çocuklar eve şeklinde ilkokul yıllarına gelebildik, şükür. J

     Kreş sürecinde Dorukçuğum bir kez kısa süreli havale geçirdi, çok şükür iyi bir hasar yok. J
Doracığımda atapik dermatitin son bulmasının ardından , alerjik bronşit/astım  olarak devam eden bir kronik hastalık ile devam ettik.

     Dora'nın özel muayene sonucu bir çok alerji testine tabi tutuldu ve kokulara karşı alerjisi olduğu tespit edildi.Toz ve akarlara karşı, parfüm, sigara, ağır kokular Dora'yı en çok hasta eden sebepler. Sürekli geçmeyen bir öksürük bunun başlangıcı oluyor. Onu hasta etmeyecek gibi evi havalandırıyoruz, temizliğe dikkat ediyoruz, halı, küf akarın yoğun olduğu eşyaları kullanmıyoruz, parfüm, oda spreyi sıkmıyoruz, sigara zaten kullanmıyoruz bu gibi önlemler ile öksürüğü baya hafiflettik, hastalığımızda geriledi. Yalnız 4 yaşında iken 4 günlük bir hastanede kalma sürecimiz olmuştu. Yüksek bronşit+astım krizi ile hastaneye gitmiştik.Çok şükür o günleri de tedavi ile sağlıcakla atlattık.

     Prematüre ikiz bakımı zor ama anne olarak şu günleri sağlıklı gördükten sonra her şeye  değermiş diyorum.

     Bende bir çok anne gibi  geceleri nefeslerini dinleyip acaba kalbi atıyor mu? Diye yoklayan annelerdenim. Ama hayat sadece bizim tek elimizde yaşanmıyor. En önemlisi sosyalleşerek , sosyal çocuklar yetiştirmek.

*Mutlu çocuk için mutlu  anne olmak 1. Kural.

*Hayata pozitif bakmak 2. Kural.

*Siz ne kadar planlı yaşarsanız yaşayın, yazılan kaderin önüne geçilmiyor ama hayatımızı bu kadere bağlı olarak en iyi şekilde yaşamak bizim elimizde. Maddi ve manevi olarak zorluk yaşanabilir, yaşanacakta, doğru kişilerden, doğru yardımı almak 3. Kural.

*Bu arada eşler arasında da  prematüre bebek yetiştirince çok zor anlar yaşanabiliyor, hep ikimizin de sinirleri bu dönemde çok yıpranmış olduğu için, kendinize zaman mutlaka ayırın, dışarıdaki içilen bir kahve olur, bir sinema filmi olur mutlaka birbirinize bebek dışında kaliteli zaman ayırın. Bir saat bebeği annemize emanet etmekle bir sorun olmaz vicdanınız rahat olsun ama göreceksiniz sizin iç dünyanızda o bir saat çok önemli bir yer tutacak. Bu da 4. Kuraldı.

     Bende kural bitmez. Hayat sizin hayatınız en doğru , en kaliteli, en mutlu yaşamakta sizin elinizde, sevdiklerinizi kırmadan, etrafa pozitif bakarak bunu başarabilirsiniz.

     Sevgiyle kalın, Hoşça kalın .

     Bursa’dan Öznur Özerol .





Siz de Annelere, Miniklere ve Ailelere Fayda Sağlayacağını Düşündüğünüz Tecrübelerinizi Bu Sayfada Paylaşmak İsterseniz.
Yazınız ve fotoğraflarınızı Selin.Yuzbas@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.




Devamını Oku »

Prematüre Annesi; Tuğçe Ertek Cengiz


     21 haftalık gebeydim... Mart ayıydı...İsveç'ten yeni dönmüştük... Eşim İzmir'li, ben Karşıyaka'lıydım... Ama eşimin zorunlu hizmeti nedeniyle Erzurum'da yaşıyorduk. O yüzden de hafta sonu İstanbul tatili için biletlerimizi almış, otel rezervasyonumuzu yaptırmıştık... Pazartesi günüydü... Rutin gebelik kontrolüm vardı...Kızımızı ultrason da göreceğimiz için süslenmiştim... Doktora vardığımız da eşimle espiriler yaparak içeri girdik... Doktorum "Seyahat yasak, dolaşmak yasak, işten ayrılırsan ve evde yatarsan daha iyi olur" dedi. Nedenini sorduğumda ise erken doğum riskim olduğunu, haftaya kontrole gelmemiz gerektiğini söyledi. Lisede özel eğitim, ön lisansta Çocuk gelişimi,  lisansta okul öncesi öğretmenliği okumuştum. Aile danışmanlığı, dil ve konuşma eğitimleri almıştım. Açık öğretimden de sosyal hizmetler okumuştum. Eşim de doktordu. Ama erken doğum olabileceğini düşünmedik. Sanırım ilk aşama olan "inkar dönemi"ndeydik.... Kendimi çok kısıtlamadığım, sadece dikkatli olduğum bir hafta geçirdik. Annem İzmir'den, Erzurum'a gelmişti. O dikkat etmemizi sağladı. Ve doktor günü geldi..  


     Doktorum bir hafta içinde serviks uzunluğum da 8 milim kısalma olduğunu yemeklerimi bile yatarak yemem gerektiğini, ayakta durmamın yasak olduğunu, Allah izin verirse ve ilaçlarımı kullanarak, iğne olarak, yasaklara da uyarak 36 haftayı görebileceğimizi söyledi... Moral bozuk olarak doktordan çıktık. Annem ertesi günü İzmir'e döndü ve 3 günde evini topladı. Annem, babam ve köpeğim Karamel geldiler. Yattığım yerde ailemle uno ve okey gibi oyunlar oynuyordum ama yine de neşeli değildim. O hafta kaçıncı haftam ise; internetten kaç kilo olabileceğine bakıyordum. Çünkü hemen ardından o kilo da ve o haftada doğan bebeklerin olup olmadığı ile yaşama ihtimalini hesaplıyordum. Tüm gebeler gezerek hamileliklerin tadını çıkarıyorlardı. Oysa ben kızımın yaşama ihtimalini hesaplıyordum. Üstelik en önemli şey moraldi ama elimde olmadan ağlıyordum. Ailem ve eşim evde süpriz baby shower düzenlediklerinde elbisemi yatarak giyinip, yattığım yerde saç makyaj yapmış ve sadece fotoğrafta ayakta durmuştum. Tabi gebelik fotoğraf çekimlerim de kısacık olmuştu. Çünkü zaten 2 haftada bir doktor kontrolüne gidiyordum. Her cuma iğne oluyordum. Günde 8 ilaç kullanıyordum  üstelik ben hap yutamayan birisiydim... 


     Bir kontrolde 2 milim, diğerinde 4 milim, diğerinde 1 milim kısalmalar oldu. Arada 1- 2 milim arttığı ve mutlu olduğum da oldu. İnternetten erken doğum riski olan anneler hep yazıştık. Birbirimize dualar ettik. Doktor kontrollerimizi takip ettik. Aramızda doğumu gerçekleşip evladını kaybedenler de oldu. Cok erken haftalar da doğumu olup bize fotoğraf atanlar da oldu. Yani sevinçli, üzüntülü bekleyişti... Benim kızım zaten 11 haftada cinsiyeti belli olan, ve 24 saat karnımda sağdan sola hareket eden bir bebekti. Yani aceleci ve hareketliydi. Bu da daha çok korkutuyordu bizi. Gel zaman git zaman derken 33 haftam bittiğinde ben kanamam oldu diyerek ev halkını ayağa kaldırdım. Hemen hastahaneye gittik. Bir sorun olmadığı fakat kasılmam olduğunu söylediler. Oysa ki hissetmiyordum. 


     Doktorum serumu verin, eve gitme izni yok. Sadece lavobaya kalkabilir, serumun dozunu da kasılma olursa arttırın gerekirse yatağa yapışsın dedi. Benim alerjim oldu. Ağlama krizlerim oldu. Ama dayandım. 22 Haziran Pazartesi; doktorum sabah kontrolü için odama geldiğinde "Cuma günü Tuğçe hanımı sabah ilk sezeryan olarak hazırlayın" dedi. Ama 40 haftada doğum yapacağıma inanıyordum ben... Cuma günü 35 hafta 5 gün olacaktı. Tamam 35.5 yani Karşıyaka idi. Ama hazır değildim ben. Kaç kiloydu kızım? Cığer gelişimi nasıldı? Yaşayabilir miydi? Kuvöz gerekiyor muydu? Eve gidip banyo yapmalıydım. Kuafore gidip saçıma da fön çektirmeliydim. Doğum fotoğrafçısı ne olacaktı? Ertesi günü eşimin doğum günüydü ve hastahanede kek üzerinde mum üflettik. Pazartesi evlilik yıl dönümümüzdü ve cuma günü bizi korkutuyordu. Ya 3 kişi olarak 2. yılımızı bitirecektik yada... Şimdi bile boğazım düğümleniyor. Zordu... 


     Ve beklenen cuma geldi. Ameliyathanede herkese "Lütfen kalsın, durur biraz daha benim kızım çünkü 21'den 35' e geldik. En azından 38 olsun" diye yalvarıyordum. Alerjim olduğundan sakinleştirici yapılamadı. Kızımı görücem diye tutturduğum için genel anestezi de olmadı. Belden uyuşturuldum. Eşimde doğuma girdi. Sürekli kuvöze girecek mi diye soruyordum. Doktorum "çıkıyor" dedi ve bir ağlama sesi geldi. Ağladığına göre ciğer gelişimi iyi olmalıydı. Kuvöze girecek miydi? Kaç gün? Kaç hafta? Kaç ay? Ne kadar kalacaktı? Yeni doğan doktoru kızımın kontrollerini ameliyathanenin diğer ucunda yaparken ; benden de kordon kanı alındı ve dikişim atıldı. Eşim yeni doğan doktoru ile sürekli konuşuyordu. Ve ameliyathaneye kuvöz geldi. Kızımı içine koydular. Ne oluyordu? Eşim hemen açıkladı. Solunum ve nabız ile emme refleksi kontrolleri için 1 saat kuvözde durup geleceğini söyledi. Rahatlamıştım. Kendimi kasmanın verdiği stres ile baş dönmemi, mide bulantımı hatırlıyorum. Odaya geldiğim de istifra ediyordum. 9 saat boyunca da sürdü. Odaya gelip giyindikten 5 dakika sonra kızım, annem ve yeni doğan hemşiresi geldiler. Kızımı yanımda giydirdiler. 


     Cuma doğum olmuştu ve salı taburcu olduk. Perşembe günü sabah 9.30 da sarılık kontrolü için hastahaneye gittiğimiz de 400 gram kilo kaybı ve sarılık ile tekrar kuvöze girdi. Ama ertesi günü 9.30 da günlük 160 gram almış olarak çıktı. Ben 5 günlük lohusaydım ama 12.00 ile 13.00 arası 15.00 ile 16.00 arası şeklinde 2 saat aralıklar ile 1 saat emzirme ve alt değiştirme zamanı vardı. Anne otelinde kalmadım. Evden gelip gittim. Hemşirelerin izni ile 2 saate yakın duruyor. Eve gidip su içip tekrar geliyordum. Pek lohusalık yaşayamadım. Ama önemli olan kızımdı. Hastahanede koşturuyordum. 


     Erken doğduğu için emzirmekte sorundu. Emmediği için de mastit oldum. Zor günlerdi... Benim kızım 21 haftada doğmadı. 23 haftada doğmadı. 500 gram doğmadı. 700 gram doğmadı. Ama yine de her şey zordu. Tam 30 gün erken doğmuştu ve 30 günlük olduğunda değişti her şey. Çünkü anne karnında geçirmesi gereken 30 günde bizimleydi. Evet 35 hafta çok iyi. Kuvöze de girmedik. Şükürler olsun ama bu bile zordu. En zoru zaten gebelik dönemiydi. En merak edileni doğum kilosu oluyor. 3 kilo 150 gram doğdu. Doğum kilosunu duyanlar  prematüre sayılmaz diyorlar.


     Normali 40 hafta olsa da 38 ile 42 hafta arası normal doğum haftasıdır. 42 hafta üstü postmatüre geç doğum olmakta ve 38 hafta altı prematüre erken doğum olmakta. Kiloda ise 2500 ile 4000 arası normal kilo olmakta ve 2500 altında doğanlar düşük doğum ağırlığı sayılmakta. Yani prematüre olmayı doğum kilosu değil doğum haftası belirliyor. Bir de "prematüre annesiyim deme kızın gayet iyi" diyenler var. Prematüre sağlıksız demek değil zaten ve ben hayata tutunan, annesi ve babasını erkenden görmek isteyen böyle harika bir çocuğum olduğu için prematüre olmasını gururla söylüyorum. BEN BİR PREMATÜRE ANNESİYİM... 


     Tabi yurt dışında anne karnında geçmesi gereken zamanı bebek tamamen çıplak ve annenin üst kısmı çıplak olarak kanguru da destek veriyorlar ki anne karnı gibi olsun diye... Beni en korkutan konulardan biri kuvözlerin sayı ve teknik olarak donanımıydı. Bir de  erken doğum riskinden sürekli yattığımdan çocuğum erken doğar mı? Yaşar mı? korkularını daha çok yaşıyorsunuz çünkü oyalanacak bir şey yok. Doğumdan bir gün önce bile gezmede olanlara özeniyorsunuz çünkü yatmaktan her yeriniz ağrıyor. Bu süreçte tabi "Allah ne zaman isterse doğar" "Eskiden hafta mı bilinirdi" "Şimdi erken doğum moda" gibi yorumlar geliyor. Tabi ki Allah'ın takdiri ama insan üzülüyor. Benim annem, babam ve eşim her anımda destek oldular. Ama en çok desteği ulaştığım prematüre annelerinden aldım. Prematüre doğan bebeğin tıbbi anlamda, prematüre doğan bebeğin annesinin ise psikolojik anlam da desteğe çok ihtiyacı oluyor. Kuvöz bağışları ve doğru bakım çok önemli. Her 10 çocuktan 1'i erken doğuyor ve doğru bakım ile % 75'inin yaşama şansı var...


Başımıza gelmeden de duyarlı olalım. DESTEK OLALIM....



Tuğçe Ertek Cengiz 







Siz de Annelere, Miniklere ve Ailelere Fayda Sağlayacağını Düşündüğünüz Tecrübelerinizi Bu Sayfada Paylaşmak İsterseniz.
Yazınız ve fotoğraflarınızı Selin.Yuzbas@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.



Devamını Oku »
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

FACEBOOK

TWITTER

INSTAGRAM