Prematüre Annesi; Tuğçe Ertek Cengiz


     21 haftalık gebeydim... Mart ayıydı...İsveç'ten yeni dönmüştük... Eşim İzmir'li, ben Karşıyaka'lıydım... Ama eşimin zorunlu hizmeti nedeniyle Erzurum'da yaşıyorduk. O yüzden de hafta sonu İstanbul tatili için biletlerimizi almış, otel rezervasyonumuzu yaptırmıştık... Pazartesi günüydü... Rutin gebelik kontrolüm vardı...Kızımızı ultrason da göreceğimiz için süslenmiştim... Doktora vardığımız da eşimle espiriler yaparak içeri girdik... Doktorum "Seyahat yasak, dolaşmak yasak, işten ayrılırsan ve evde yatarsan daha iyi olur" dedi. Nedenini sorduğumda ise erken doğum riskim olduğunu, haftaya kontrole gelmemiz gerektiğini söyledi. Lisede özel eğitim, ön lisansta Çocuk gelişimi,  lisansta okul öncesi öğretmenliği okumuştum. Aile danışmanlığı, dil ve konuşma eğitimleri almıştım. Açık öğretimden de sosyal hizmetler okumuştum. Eşim de doktordu. Ama erken doğum olabileceğini düşünmedik. Sanırım ilk aşama olan "inkar dönemi"ndeydik.... Kendimi çok kısıtlamadığım, sadece dikkatli olduğum bir hafta geçirdik. Annem İzmir'den, Erzurum'a gelmişti. O dikkat etmemizi sağladı. Ve doktor günü geldi..  


     Doktorum bir hafta içinde serviks uzunluğum da 8 milim kısalma olduğunu yemeklerimi bile yatarak yemem gerektiğini, ayakta durmamın yasak olduğunu, Allah izin verirse ve ilaçlarımı kullanarak, iğne olarak, yasaklara da uyarak 36 haftayı görebileceğimizi söyledi... Moral bozuk olarak doktordan çıktık. Annem ertesi günü İzmir'e döndü ve 3 günde evini topladı. Annem, babam ve köpeğim Karamel geldiler. Yattığım yerde ailemle uno ve okey gibi oyunlar oynuyordum ama yine de neşeli değildim. O hafta kaçıncı haftam ise; internetten kaç kilo olabileceğine bakıyordum. Çünkü hemen ardından o kilo da ve o haftada doğan bebeklerin olup olmadığı ile yaşama ihtimalini hesaplıyordum. Tüm gebeler gezerek hamileliklerin tadını çıkarıyorlardı. Oysa ben kızımın yaşama ihtimalini hesaplıyordum. Üstelik en önemli şey moraldi ama elimde olmadan ağlıyordum. Ailem ve eşim evde süpriz baby shower düzenlediklerinde elbisemi yatarak giyinip, yattığım yerde saç makyaj yapmış ve sadece fotoğrafta ayakta durmuştum. Tabi gebelik fotoğraf çekimlerim de kısacık olmuştu. Çünkü zaten 2 haftada bir doktor kontrolüne gidiyordum. Her cuma iğne oluyordum. Günde 8 ilaç kullanıyordum  üstelik ben hap yutamayan birisiydim... 


     Bir kontrolde 2 milim, diğerinde 4 milim, diğerinde 1 milim kısalmalar oldu. Arada 1- 2 milim arttığı ve mutlu olduğum da oldu. İnternetten erken doğum riski olan anneler hep yazıştık. Birbirimize dualar ettik. Doktor kontrollerimizi takip ettik. Aramızda doğumu gerçekleşip evladını kaybedenler de oldu. Cok erken haftalar da doğumu olup bize fotoğraf atanlar da oldu. Yani sevinçli, üzüntülü bekleyişti... Benim kızım zaten 11 haftada cinsiyeti belli olan, ve 24 saat karnımda sağdan sola hareket eden bir bebekti. Yani aceleci ve hareketliydi. Bu da daha çok korkutuyordu bizi. Gel zaman git zaman derken 33 haftam bittiğinde ben kanamam oldu diyerek ev halkını ayağa kaldırdım. Hemen hastahaneye gittik. Bir sorun olmadığı fakat kasılmam olduğunu söylediler. Oysa ki hissetmiyordum. 


     Doktorum serumu verin, eve gitme izni yok. Sadece lavobaya kalkabilir, serumun dozunu da kasılma olursa arttırın gerekirse yatağa yapışsın dedi. Benim alerjim oldu. Ağlama krizlerim oldu. Ama dayandım. 22 Haziran Pazartesi; doktorum sabah kontrolü için odama geldiğinde "Cuma günü Tuğçe hanımı sabah ilk sezeryan olarak hazırlayın" dedi. Ama 40 haftada doğum yapacağıma inanıyordum ben... Cuma günü 35 hafta 5 gün olacaktı. Tamam 35.5 yani Karşıyaka idi. Ama hazır değildim ben. Kaç kiloydu kızım? Cığer gelişimi nasıldı? Yaşayabilir miydi? Kuvöz gerekiyor muydu? Eve gidip banyo yapmalıydım. Kuafore gidip saçıma da fön çektirmeliydim. Doğum fotoğrafçısı ne olacaktı? Ertesi günü eşimin doğum günüydü ve hastahanede kek üzerinde mum üflettik. Pazartesi evlilik yıl dönümümüzdü ve cuma günü bizi korkutuyordu. Ya 3 kişi olarak 2. yılımızı bitirecektik yada... Şimdi bile boğazım düğümleniyor. Zordu... 


     Ve beklenen cuma geldi. Ameliyathanede herkese "Lütfen kalsın, durur biraz daha benim kızım çünkü 21'den 35' e geldik. En azından 38 olsun" diye yalvarıyordum. Alerjim olduğundan sakinleştirici yapılamadı. Kızımı görücem diye tutturduğum için genel anestezi de olmadı. Belden uyuşturuldum. Eşimde doğuma girdi. Sürekli kuvöze girecek mi diye soruyordum. Doktorum "çıkıyor" dedi ve bir ağlama sesi geldi. Ağladığına göre ciğer gelişimi iyi olmalıydı. Kuvöze girecek miydi? Kaç gün? Kaç hafta? Kaç ay? Ne kadar kalacaktı? Yeni doğan doktoru kızımın kontrollerini ameliyathanenin diğer ucunda yaparken ; benden de kordon kanı alındı ve dikişim atıldı. Eşim yeni doğan doktoru ile sürekli konuşuyordu. Ve ameliyathaneye kuvöz geldi. Kızımı içine koydular. Ne oluyordu? Eşim hemen açıkladı. Solunum ve nabız ile emme refleksi kontrolleri için 1 saat kuvözde durup geleceğini söyledi. Rahatlamıştım. Kendimi kasmanın verdiği stres ile baş dönmemi, mide bulantımı hatırlıyorum. Odaya geldiğim de istifra ediyordum. 9 saat boyunca da sürdü. Odaya gelip giyindikten 5 dakika sonra kızım, annem ve yeni doğan hemşiresi geldiler. Kızımı yanımda giydirdiler. 


     Cuma doğum olmuştu ve salı taburcu olduk. Perşembe günü sabah 9.30 da sarılık kontrolü için hastahaneye gittiğimiz de 400 gram kilo kaybı ve sarılık ile tekrar kuvöze girdi. Ama ertesi günü 9.30 da günlük 160 gram almış olarak çıktı. Ben 5 günlük lohusaydım ama 12.00 ile 13.00 arası 15.00 ile 16.00 arası şeklinde 2 saat aralıklar ile 1 saat emzirme ve alt değiştirme zamanı vardı. Anne otelinde kalmadım. Evden gelip gittim. Hemşirelerin izni ile 2 saate yakın duruyor. Eve gidip su içip tekrar geliyordum. Pek lohusalık yaşayamadım. Ama önemli olan kızımdı. Hastahanede koşturuyordum. 


     Erken doğduğu için emzirmekte sorundu. Emmediği için de mastit oldum. Zor günlerdi... Benim kızım 21 haftada doğmadı. 23 haftada doğmadı. 500 gram doğmadı. 700 gram doğmadı. Ama yine de her şey zordu. Tam 30 gün erken doğmuştu ve 30 günlük olduğunda değişti her şey. Çünkü anne karnında geçirmesi gereken 30 günde bizimleydi. Evet 35 hafta çok iyi. Kuvöze de girmedik. Şükürler olsun ama bu bile zordu. En zoru zaten gebelik dönemiydi. En merak edileni doğum kilosu oluyor. 3 kilo 150 gram doğdu. Doğum kilosunu duyanlar  prematüre sayılmaz diyorlar.


     Normali 40 hafta olsa da 38 ile 42 hafta arası normal doğum haftasıdır. 42 hafta üstü postmatüre geç doğum olmakta ve 38 hafta altı prematüre erken doğum olmakta. Kiloda ise 2500 ile 4000 arası normal kilo olmakta ve 2500 altında doğanlar düşük doğum ağırlığı sayılmakta. Yani prematüre olmayı doğum kilosu değil doğum haftası belirliyor. Bir de "prematüre annesiyim deme kızın gayet iyi" diyenler var. Prematüre sağlıksız demek değil zaten ve ben hayata tutunan, annesi ve babasını erkenden görmek isteyen böyle harika bir çocuğum olduğu için prematüre olmasını gururla söylüyorum. BEN BİR PREMATÜRE ANNESİYİM... 


     Tabi yurt dışında anne karnında geçmesi gereken zamanı bebek tamamen çıplak ve annenin üst kısmı çıplak olarak kanguru da destek veriyorlar ki anne karnı gibi olsun diye... Beni en korkutan konulardan biri kuvözlerin sayı ve teknik olarak donanımıydı. Bir de  erken doğum riskinden sürekli yattığımdan çocuğum erken doğar mı? Yaşar mı? korkularını daha çok yaşıyorsunuz çünkü oyalanacak bir şey yok. Doğumdan bir gün önce bile gezmede olanlara özeniyorsunuz çünkü yatmaktan her yeriniz ağrıyor. Bu süreçte tabi "Allah ne zaman isterse doğar" "Eskiden hafta mı bilinirdi" "Şimdi erken doğum moda" gibi yorumlar geliyor. Tabi ki Allah'ın takdiri ama insan üzülüyor. Benim annem, babam ve eşim her anımda destek oldular. Ama en çok desteği ulaştığım prematüre annelerinden aldım. Prematüre doğan bebeğin tıbbi anlamda, prematüre doğan bebeğin annesinin ise psikolojik anlam da desteğe çok ihtiyacı oluyor. Kuvöz bağışları ve doğru bakım çok önemli. Her 10 çocuktan 1'i erken doğuyor ve doğru bakım ile % 75'inin yaşama şansı var...


Başımıza gelmeden de duyarlı olalım. DESTEK OLALIM....



Tuğçe Ertek Cengiz 







Siz de Annelere, Miniklere ve Ailelere Fayda Sağlayacağını Düşündüğünüz Tecrübelerinizi Bu Sayfada Paylaşmak İsterseniz.
Yazınız ve fotoğraflarınızı Selin.Yuzbas@gmail.com adresine mail atabilirsiniz.



1 yorum:

  1. Bir solukta okudum. Çok teşekkürler.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

FACEBOOK

TWITTER

INSTAGRAM

GOOGLE+ ÜYELER