DAVRANIŞ KALIPLARIYLA FARKINDALIK

                             
     Birinde değiştirmek istediğimiz şeyler varsa ona nasıl yaklaşmalıyız?

     Merhaba sevgili anneler,anne adayları ve tüm Miniğimle Yaşam takipçileri,
‘Farkındalık’ kavramı ile son zamanlarda çokça karşılaşır olduk. 

     Çok kısa bir tanımla, farkındalık ;  Yargısız bir şekilde şimdiki ana odaklanabilmek amacıyla, dikkatinizi toplayabilmektir. (John Kabat - Zinn ) 

     Bu yazımızda niyetimiz tecrübelerimizi ve yaşadıklarımızı kazanım haline nasıl getirebiliriz bunu için farkındalık yaratmak.

     İtalyan yazar Luciano düşünce suçlusu olarak tam 17 yıl hapis cezasına çarptırılır.Onun için hücrede üretmeden,yazmadan geçen her saniye ölüm gibidir.Aylar boyunca boş duvarlarla konuşur ve bir sabah duvarda yürüyen karıncaya dikkat kesilir. Onu avcunun içine alır ve o an artık duvarlara anlatmak yerine karınca ile konuşmaya ve bildiği her şeyi ona öğretmeye karar verir.Bir de isim vermek lazımdır arkadaşına,adını da ‘Tito’ koyar. Artık dar ve karanlık dünyasını paylaştığı bir arkadaşı vardır,gece  gündüz sanattan,edebiyattan,bilimden bahseder ona ve bir gece uykuya dalacağı sırada ‘Hey Luci’ diye bir fısıltı duyar bizimki.Yerinden fırlar ve basar çığlığı.

-Aman Tanrım Tito sen konuşuyorsun!

-Eh be Luci der Tito,gece gündüz demeden anlattın durdun,öyle ya biraz da ben anlatayım sen beni dinle.

Bu durum Luci için neredeyse mahkumiyeti bile keyifli hale getirmiştir.Yıllar yılları kovalar ve yaşlı Luci’nin cezası son bulur.Sevgili dostu Titoyu da cebine koyup beraber özgürlüğe ilk adımlarını atarlar.

-Söyle bakalım dostum,özgürlüğün bu ilk gününde ne yapmak istersin? der Luci.

-Ne yapacağız Luci,gidelim bir meyhaneye kendimizden geçene dek içelim,diye cevap verir Tito
ve şehrin en ünlü mekanlarından birine girerler,iki büyük bira söylerler.

Luci özgürlüğünün bu ilk gününde bir karıncayı eğitebildiğini hatta onun konuştuğunu herkesle paylaşmak için sabırsızlanmaktadır.

-Tito,sen muhteşem bir hayvansın ve sırrımızı artık başkalarının da bile vakti geldi,der.
-Tamam der Tito,o zaman barmenden başlayalım.

-Barmen,barmen! diye seslenir Luci.

Masaya gelen barmene Tito’yu işaret ederek,

-Şunu görüyor musun?

-Neyi efendim?

-Bira içen karıncayı!

Masanın üzerine dikkat kesilir barmen,

-Afedersiniz efendim  çok özür dileriz, der

ve işaret parmağıyla Tito’yu oracıkta öldürüp,masayı hızlıca siler.

     İşte değerli okuyucu,kimimiz için yılların emeği,bir diğeri için çok değersiz bir şey olabilmektedir. Bakış açısının önemini vurgulamaya çalıştığım bu hikayenin ardından bakış açılarımızı nasıl belirliyoruz bir bakalım.

     İnsanlara,olaylara ve durumlara bakış açımızı algılarımız yönetir.

     Etrafınızda geleneklerine göreneklerine sıkı sıkıya bağlı,bunlardan taviz vermekten kaçınan insanlar mutlaka vardır.Eşiniz,anne babanız,yakın dostlarınız… Evinde ve ya iş yerinde kendi köşesi olan insanlar,hep aynı koltukta oturan ,yıllardır aynı yastığa yatan, gardolabı bir model kıyafetin farklı renkleriyle dolu olan,alışverişe çıktığında bile beğendiği modellerin eskilere benzediği,bir çift ayakkabıdan benzer iki üç tane bulunduran…

     Eğer hayatımızın büyük bölümü bu özelliklere sahip birisiyle geçiyorsa ve biz bu kişiden hayatında değişiklik yapmasını isteyeceksek ona karşı hayatına müdahale ettiğimizi hissettirecek,benlik sınırlarını zorlayıcı yaklaşımlar yerine çok küçük değişiklikler teklif ederek işe başlamalıyız.Çünkü hepimiz algılama kalıpları vardır ve bu kişinin değişiklik kalıbı ‘aynılık’.

     Diyelim ki eşinizin değişiklik kalıbı da aynılık. Elbise dolabı siyah,lacivert , gri kombinlerle dolu.Siz eşinize nar çiçeği bir pantolon hediye ederek en azından hediye olduğu için sizi kırmayacağını düşünerek aslında biraz renkli bir şeyler giymesi için teşvik etmiş olacağınızı  düşündünüz.Ama eşinizin bundan tek anladığı hayatına müdahale edildiği, zevklerinin hiçe sayıldığı olacaktır.Hatta artık onu beğenmediğiniz hissine bile kapılabilir.Peki  ne yapmalı? Bu noktada eşinize küçük adımlar atması için onun sınırlarını pek de zorlamayacak siyah üzerine nar çiçeği çizgili bir kravat hediye ederek,hem gözünün hem de elbise dolabının alışmasına fırsat vermiş olursunuz Unutmayın, sır; küçük adımlar atması için fırsat yaratmakta ;)

     Diyelim ki değişiklik kalıbının aynılık olduğu bir dostunuzla iş ortaklığı yapmak niyetindesiniz,siz işe çok inanıyorsunuz,aslında onun potansiyeli de buna uygun.İşi ona anlatmak için konuya ‘Dostum bu iş öyle bir iş ki ,hayatımız tamamen değişecek’ diye girerseniz kaybettiniz demektir.Çünkü onun için hayatının değişmesi fikri hiç de çekici değil,hatta onu ürküttü ve geri adım atmasına neden oldu.Ancak arkadaşınızın algı kalıbını farkında olursanız ona tüm alışkanlıklarını koruyup daha da güzelleştirmesini sağlayacak bir fırsat olduğundan bahsedecektiniz.Sizi can kulağıyla dinleyecekti.

     Türkiye’nin %50’den fazlasının da ‘nitelikli aynılık’ kalıbından olduğu düşünülüyor.Yani geleneklerimize bağlı,büyük değişikliklere birden adapte olmakta zorlananan; ancak teknolojik gelişmeler ve maddi artışlarla birlikte giyim kuşam, yeme içme alışkanlıkları değişmeye yatkın olan bir toplumuz. Bu kalıba örnek olarak eşimi göstermek istiyorum. Eşim geleneklerine ve alışkanlıklarına bağlı bir adam. Düğünümüz için de herkesi memnun edecek bir organizasyon yapmıştı, ben ise birazdan sözünü edeceğim ‘nitelikli farklılık’kalıbında yer aldığım için geleneklerin zevklerimin önüne geçmesini istemiyordum.

     Ben kısa bir gelinlik modeli ve begonvil çiçekleriyle süslü düğün pastası yaptırmıştım. Düğün müziklerimiz ise 90’lar pop parçalardan oluşuyordu. Her ikimiz de algı kalıplarımızın ‘nitelikli’ kısmında buluşmuş orta yolu bulmuş olduk. Ben eşimde bir değişiklik yapmak istediğimde önce onun alışkın olduğu kısımlardan bahsedip onlara ek olarak yenilikler sunuyorum. Bu şekilde yumuşak bir geçiş sağlıyoruz.

     Otobüste,alışveriş merkezlerinde, kafelerde hepimizin dönüp baktığı bonus saçlılar,pempe saçlı kadınlar ya da çiçekli pantolon giymiş bir erkek…Bir ortamda kimsenin kimsenin dikkat etmediği şeylere dikkat edip,herkesi düşünceleri ile şaşırtan kişilerle karşılaşmışızdır. Belki de biz onlardan biriyiz. Hız tutkunları,tehlikeli sporlara kendini adayan  kişiler,onları da ‘farklılık kalıbı’ içerisinde değerlendirebiliriz. Bu insanlar yeni tatlara,yeni tekliflere, yeni bir yaşama oldukça açık,her an değişime hazır kişilerdir. İnsanları şaşırtmayı ve kendilerine hayran bırakmaya bayılırlar. Onlara karşı nasıl yaklaşmamız gerektiği oldukça açık sanıyorum.

     Gelelim benim de ait olduğum ‘nitelikli farklılık’ kalıbına. Bu kişiler toplum örf ve adetlerine,aile öğüt ve kabullerine uygun davranmakla birlikte kendi dünyalarında farklı dokunuşlar yapmadan duramazlar. Arkadaş  çevreleri, her tarzdan insanlar doludur.

     Giyim kuşamlarında, aksesuarlarında, evlerin dekorunda mutlaka farklı dokunuşlara yer vardır.Canları ne kadar istemese de sevdikleri için bulunmaktan hoşlanmadıkları ortamlara sabrederler,uyumludurlar. Değiştirebilecekleri durumları değiştirmekten haz duyarken, değiştiremeyeceğini anladıkları durumları ise kabullenirler.

     Şimdi biz bunları bilince ne oluyor? Size şöyle söyleyeyim,hepimiz bir ortama girdiğimizde kendimize benzeyen ya da ortak noktada buluşabileceğimizi hissettiğimiz insanların yanına oturmayı tercih ederiz öyle değil mi? Çünkü tüm hayatımız uyum ve yakınlık sağlamakla geçer, bu dengeyi kurunca rahat ve güvende hissederiz.İhtiyacımız olan uyumu yakalayabilmek için kendimizi karşımızdaki kişinin davranış kalıbına göre ayarlamamız gerekir.
Özel hayatımızda da, iş hayatımızda da çok işe yarayacağı şüphesiz. Hemen en yakınlarımızdan başlayalım uygulamaya. 

Deneyenler yorum kısmında görüşlerini bizimle paylaşsınlar lütfen.
Bir sonraki yazımda ‘Çözüm önerileriyle birlikte eşimize ve ya çocuğumuzda kendimizi dinletmekte zorluk çekmemizin sebepleri ’üzerinde duracağım,sevgiyle ve ilgiyle kalın…

Esra Tekin Coşkun


Kişisel Gelişim Uzmanı


8 yorum:

  1. Yazık olmuş karıncaya onca emek boşa gitti :(
    Farkında olma sizin de bahsettiğiniz gibi her konuda olabilir. Zamanla aynı işi yapa yapa meslek körlüğü oluyor. Onu bile ezbere bağlayıp farkında olmadan yapıyoruz aslında. Ya da işe gelirken hergün farklı yolları kullanmak bile bir farkındalık oluşturmaktır değil mi? Benzeşik her türlü şeyle körleşiyoruz.

    Ve kesinlikle tespitiniz çok doğru daha yumuşak geçişler yaparak değişimler karşıdaki kişiyi de rahatsız etmez. Bu çoğu kez tecrübe etmişimdir.
    Benim ilgi duyduğum bir konuya değinmişsiniz, kaleminize sağlık. Bir sonraki konuyu sabırsızlıkla bekliyorum. Kimi zaman çocuklara söz dinletmek hayli zor oluyor.
    Sevgiyle kalın...

    YanıtlaSil
  2. Emeğinize sağlık faydalı bir yazı olmuş.

    YanıtlaSil
  3. Uzun uzun yorum yazdığınız,sonuna kadar okuduğunuz için çok memnun oldum.Teşekkürler.Bir sonraki yazıda görüşmek üzere o zaman;)

    YanıtlaSil
  4. Ağzına, yüreğine sağlık arkadaşım.

    YanıtlaSil
  5. Merhabalar,yazıyı sonuna dek okuyup,üzerinde düşünüp,yorum yapma zahmeti gösterdiğiniz için teşekkür ederim.Bu benim de ne yaptığım,ne yapmaya çalıştığım,nasıl bir yolda gittiğim konusunda farkındalığımı arttırmama yardımcı oluyor.Bir sonraki yazıda görüşmek üzere o halde.Sevgi ve uyum içinde kalın.

    YanıtlaSil
  6. emeklerinize sağlık.Size şöyle söyleyeyim,hepimiz bir ortama girdiğimizde kendimize benzeyen ya da ortak noktada buluşabileceğimizi hissettiğimiz insanların yanına oturmayı tercih ederiz öyle değil mi? Çünkü tüm hayatımız uyum ve yakınlık sağlamakla geçer, bu dengeyi kurunca rahat ve güvende hissederiz.İhtiyacımız olan uyumu yakalayabilmek için kendimizi karşımızdaki kişinin davranış kalıbına göre ayarlamamız gerekir. BEN ÖZELLİKLE BÖYLE YAPMAM ZİRA YERNİ KİŞİLERLE TANIŞMAK KENDİMİ TANITMAM İCAB EDEBİLİR. SEVGİLER

    YanıtlaSil
  7. Çok iyi yapıyorsunuz,bu demek oluyor ki sizin konfor alanınız oldukça geniş.Konfor alanlarımıza da bir başka yazıda değinelim.Bununla birlikte yeni kişilerle tanıştığımızda da onlarla uyum yakalayabilmek adına davranış kalıplarına göre bilinçli ya da bilinçsiz eğilimler mutlaka gösteririz.Yeni ortamda kendimizi kabullendirmek hepimiz isteyeceği bir şeydir diye düşünüyorum.Yorum için teşekkürler,sevgiler...

    YanıtlaSil
  8. blogunuzu kahvemin kokusunun blog keşif etkinliğinden keşfettim ve takibe aldım bloguma gelirsen çok sevinirim.
    http://sengulasikkutlu.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

FACEBOOK

TWITTER

INSTAGRAM

GOOGLE+ ÜYELER